Akitlerin ve ahitlerin icaplarını yerine getirin.
Siz ihramlı iken avlanmayı helal saymamak şartıyla ve ileride size okunacaklar müstesna olmak üzere,
davar cinsinden hayvanlar size helal kılınmıştır.
Kuşkunuz olmasın ki, Allah, iradesi yönünde hüküm verir.

2.  Ey iman edenler!
Yaratan Yüce Allah'ın ibadet, iyilik ve güzellik alâmeti kıldığı şeylere,
çarpışmanın yasak olduğu haram aya, kurbanlık hediyelere, gerdanlıklara,
Rablerinden bir lütuf ve rıza niyaz ederek
Mescid-i Haram'a gelmiş olanlara saygısızlık etmeyin!
İhramdan çıktığınız vakit avlanın.
Bir topluluğun, sizi Mescid-i Haram'dan uzak tutmak için sergilediği kötülük,
sizi saldırganlık ve düşmanlığa sakın itmesin!
Hayırda erginlik ve dürüstlük ve takva üzere yardımlaşın!
Kötülük ve çirkinlik, düşmanlık vede saldırganlık üzere yardımlaşmayın.
Yaratan Yüce Allah'tan sakının!
Kuşkunuz olmasın ki, Allah'ın azabı çok şiddetlidir.

3. Şunlar size haram kılınmıştır:
Boğazlanmayarak ölmüş hayvanın eti,
Kan,
Domuz eti,
Üzerine Allah'tan başkasının adı anılmış,
Boğulmuş,
Vurulmuş,
Yuvarlanmış,
Süsülmüş,
Canı üzerineyken yetişip kestikleriniz müstesna olmak üzere canavar tarafından yırtılmış
Dikili adak taşları üzerinde boğazlanmış hayvanlar
ve bir de fal oklarıyla kısmet paylaşmanız.!
Bütün bunlar birer sapıştır.
Küfre batmış olanlar bugün dininizden ümitlerini kestiler.
Artık onlardan korkmayın, benden korkun!
Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim,
üzerinizdeki nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslam'ıAllah'a teslim olmayı seçtim.
Şu da var ki, her kim ciddi bir açlıkla yüz yüze gelir de
günaha kaçmak maksadı olmaksızın onlardan yemek zorunda kalırsa, elbette Allah Gafûr ve Rahîm'dir.

4. Sana soruyorlar, onlar için helal kılınan ne?
Şöyle söyle: "Sizin için bütün temiz nimetler helal kılınmıştır.
Eğittiğiniz avcı kuşların tuttukları ile eğittiğiniz av köpeklerinin tuttukları da size helal kılındı.
Siz bu hayvanlara, Allah'ın size öğrettiklerinden öğretiyorsunuz.
O halde onların sizin için tuttuklarından da yiyin ve üzerine Allah'ın adını anın.
Allah'tan sakının! Allah gerçekten hesabı çok çabuk görür."

5. Bugün size bütün temiz nimetler helal kılındı.
Kendilerine kitap verilmiş olanların yemekleri size helaldir.
Sizin yemekleriniz de onlara helaldir.
Mümin kadınların iffetlileriyle,
Sizden önce kendilerine kitap verilmiş olanların iffetli hanımları da mehirlerini verdiğiniz takdirde;
iffetinizi korumanız,
zinadan uzak kalmanız ve şunu ve bunu dost tutmamanız şartıyla size helaldir.
İmanı tanımayıp nankörlük edenin ameli boşa gitmiştir.
Ve o, âhirette de hüsrana uğrayanlardandır.

6. Ey iman sahipleri!
Namaza ve duaya duracağınız zaman yüzlerinizi ve dirseklere kadar ellerinizi yıkayın;
Başlarınızı meshedin
Topuklara kadar ayaklarınızı meshedin veya yıkayın.
Eğer cünüp iseniz iyice temizlenin!
Hasta yahut yolculuk halinde iseniz
Yahut biriniz tuvaletten gelmişse
Yahut kadınlara dokunmuş da su bulamamışsanız temiz bir toprakla haşır neşir olun .
Yüzlerinizi ve ellerinizi ondan meshedin.
Allah size zorluk çıkarmak istemiyor.
Ancak sizi temizlemek ve üzerinizdeki nimetini tamamlamak istiyor ki, şükredebilesiniz.

7. Allah'ın, üzerinizdeki nimetini ve sizi bağladığı mîsakını unutmayın.
Hani, "İşittik, boyun eğdik!" demiştiniz.
Yaratan Yüce Allah'tan sakının.
Yaratan Yüce Allah, göğüslerin içindekini çok iyi bilir.

8. Ey iman edenler!
Adalet ve dürüstlüğün tanıkları olarak Allah için kollayıp gözetleyenler olun!
Bir topluluğun çirkinlik ve kötülüğü sizi adaletsiz davranmaya asla itmesin.
Adaletli olun!
Bu, takvaya korunup sakınmaya daha uygundur.
Yaratan Yüce Allah'tan sakının.
Yaratan Yüce Allah, yapmakta olduklarınızdan haberdardır.

9. Yaratan Yüce Allah, inanıp hayra ve barışa yönelik işler yapanlara vaatte bulunmuştur:
Onlar için bir bağışlanma ve büyük bir ödül vardır.

10. Küfre sapıp ayetlerimizi yalanlayara gelince, bunlar cehennemin dostlarıdırlar.

11. Ey iman edenler!
Allah'ın, üzerinizdeki nimetini hatırlayın!
Hani bir topluluk ellerini size uzatmaya niyet etmişti de Allah onların ellerini sizden çekmişti.
Allah'tan sakının! Müminler yalnız Allah'a tevekkül etsinler!

12. Yemin olsun ki, Allah İsrailoğullarının mîsakını almıştı da içlerinden on iki temsilci ve  başkan
göndermiştik.
Allah şöyle demişti: "Ben sizinle beraberim.
Namazı ve duayı yerine getirirseniz,
Zekâtı verirseniz,
Resullerime inanır,
onları desteklerseniz ve Allah'a güzel bir biçimde borç verirseniz,
kötülüklerinizi elbette örteceğim ve sizi, altlarından ırmaklar akan cennetlere elbette koyacağım.
Artık bundan sonra küfre gideniniz yolun denge noktasından sapmış olur."

13. Sonunda, verdikleri mîsakı bozdukları için onları lanetledik de kalplerini kaskatı yaptık.
Kelimeleri yerlerinden kaydırıyorlar.
Öğütlenmek üzere çağırıldıkları şeyden nasiplenmeyi unuttular.
İçlerinden çok azı hariç, sen onlardan hep hainlik görürsün.
Bununla birlikte onları affet, ellerini tut.
Çünkü Allah güzellik sergileyenleri sever.

14. "Biz Hıristiyanlarız!" diyenlerden de mîsaklarını almıştık.
Onlar da öğütlenmek üzere çağırıldıkları şeyden nasiplenmeyi unuttular.
Bu yüzden, aralarına kıyamete değin düşmanlık ve şiddetli nefret saldık.
Sınaat ve teknoloji olarak ürettikleri şeylerin ne olduğunu Allah onlara yakında haber verecektir.

15. Ey Ehlikitap!
Resulümüz size geldi.
Kitap'tan saklamış olduklarınızın çoğunu size ayan ve beyan açıklıyor; çoğundan da geçiyor.
Şu bir gerçek ki, size Allah'tan bir ışık ve apaçık bir Kitap gelmiştir.

16. Allah, rızasına uyanları o Kitap'la esenlik ve barış yollarına iletir ve onları kendi izniyle
karanlıklardan aydınlığa çıkarıp şaşmayan ve sapmayan dosdoğru yola kılavuzlar.

17. Yemin olsun ki, "Allah Meryem'in oğlu Mesih'tir" diyenler küfre batmışlardır. De ki: "Allah;
Meryem'in oğlu Mesih'i, annesini ve yeryüzündeki insanların hepsini helâk etmek istese Allah'a karşı kimin
elinde bir güç vardır!" Hem göklerin hem yerin hem de bunlar arasındakilerin mülkü/ yönetimi Allah'ındır.
Dilediğini yaratır.
Allah her şeye Kadîr'dir.

18. Yahudiler ve Hıristiyanlar dediler ki, biz Allah'ın oğulları ve sevgilileriyiz.
De ki: "O halde, niçin size günahlarınız yüzünden azap ediyor?"
Hayır, siz de O'nun yarattıklarından birer insansınız.
Dilediğini affeder O, dilediğine azap eder.
Hem göklerin hem yerin hem de bunlar arasındakilerin mülkü/yönetimi Allah'ındır.
Dönüş de yanlız Yaratan Yüce ALLAH'a dır.

19.Ey Ehlikitap!
Resullerin arası kesildiği bir sırada resulümüz size geldi; ayan-beyan açıklamalarda bulunuyor.
"Bize ne müjdeci geldi ne uyarıcı" demeyesiniz.
İşte müjdeci de geldi size, uyarıcı da. Allah her şeye Kadîr'dir.

20.Mûsa, kavmine şöyle demişti: "Ey toplumum!
Allah'ın, üzerinizdeki nimetini hatırlayın.
İçinizde peygamberler vücuda getirdi, sizi krallar yaptı, âlemlerden hiç kimseye vermediklerini size verdi."

21. "Ey toplumum!
Allah'ın sizin için yazdığı kutsal toprağa girin, arkanıza dönmeyin;
yoksa hüsrana uğramışlar durumuna düşersiniz."

22. Şöyle dediler: "Ey Mûsa, orada zorbalardan oluşan bir toplum var. Onlar ordan çıkıncaya kadar biz
oraya asla girmeyeceğiz.
Eğer oradan çıkarlarsa biz o zaman gireceğiz."

23. İçine ürperti düşenlerden, Allah'ın nimet verdiği iki adam dedi ki: "Onların içine kapıdan girin.
Oraya girdiğinizde galip geleceksiniz.
Eğer inananlar iseniz yalnız Yaratan Yüce Allah'a güvenin."

24. Dediler ki: "Ey Mûsa!
Onlar orada oldukça biz oraya asla girmeyeceğiz.
Hadi sen git, Rabbin'le birlikte savaşın.
Biz şuracıkta oturacağız."

25. Şöyle yakardı Mûsa:
"Rabbim! Nefsimle kardeşimden başkasına söz geçiremiyorum.
Artık sapıklar topluluğu ile bizim aramızı ayır!"

26. Allah dedi ki: "Orası onlara kırk yıl haram kılınmıştır.
Yeryüzünde sersem sersem dolaşacaklar.
Sen o sapıklar topluluğu için kederlenme."

27. Onlara Âdem'in iki oğlunun haberini de gerçek olarak oku.
Hani, ikisi birer kurban sunmuşlardı da birinden kabul edilmişti, ötekinden kabul edilmemişti.
"Seni mutlaka öldüreceğim." dedi.
Öteki: "Allah sadece takva sahiplerinden kabul eder." dedi.

28. Beni öldürmek için elini bana uzatırsan, ben seni öldürmek için elimi sana uzatmayacağım.
Şu bir gerçek ki, ben, âlemlerin Rabbi olan Yaratan Yüce Allah'tan korkarım."

29. "Ben istiyorum ki, sen benim günahımı da senin günahını da yüklenip ateş halkından olasın.
İşte budur zalimlerin cezası!"

30. Nihayet nefsi onu kardeşini öldürmeye ısındırdı, o da onu öldürdü.
Böylece hüsrana uğramışlardan oldu.

31. Derken, Allah, kardeşinin cesedini nasıl saklayacağını ona göstermek için yeri eşeleyen bir karga      
gönderdi.
O dedi ki: "Vay be! Şu karga kadar bile olamıyor muyum ki, kardeşimin cesedini saklayayım.
" Bu arada, pişmanlık duyanlardan olmuştu.

32. İşte bu yüzden biz, İsrailoğulları üzerine şunu yazdık:
Kim bir kişiyi,
Bir kişiye karşılık yahut yeryüzünde bir fesat sebebiyle olmaksızın öldürürse, insanları toptan öldürmüş
gibidir.
Ve kim bir kişiye hayat verirse insanlara toptan hayat vermiş gibidir.
Andolsun, resullerimiz onlara açık-seçik kanıtlar getirmişlerdir.
Ama onlardan birçoğu bunun ardından da yeryüzünde zulüm ve azgınlığa sapmaktadır.

33. Allah ve resulüyle savaşanların ve yeryüzünde bozgunculuk yapmaya çalışanların cezası şudur:
Öldürülürler yahut asılırlar yahut elleriyle ayakları çaprazlamasına kesilir yahut bulundukları yerden
sürülürler.
Bu onlar için dünyada bir rezilliktir.
Âhirette de onlara büyük bir azap vardır.

34. Ancak onları gücünüz altına almadan önce tövbe edenler olursa biliniz ki, Allah Gafûr ve Rahîm'dir.

35. Ey iman edenler! Allah'ın buyruğuna ters düşmekten sakının; O'na varmaya vesîle arayın.
O'nun yolunda gayret gösterin ki, kurtuluşa erebilesiniz.

36. Küfre batanlar var ya, yeryüzündekilerin hepsi ve yanında bir o kadarı kendilerin olsa da
kıyamet gününün azabından kurtulmak için hepsini fidye verseler, onlardan bu bile kabul edilmez.
Korkunç bir azap vardır onlar için.

37. Ateşten çıkmak isterler ama ondan çıkamayacaklardır.
Onlar için tepelerinden hiç inmeyecek bir azap vardır.

38. Hırsızlık yapan erkek ve kadının, yaptıklarına karşılık Allah'tan bir ceza olarak ellerini kesin.
Allah Azîz'dir, Hakîm'dir.

39. Kim zulmünden sonra tövbe eder, halini düzeltirse kuşkusuz Allah onun tövbesini kabul eder.
Allah çok affedici, çok merhametlidir.

40. Göklerin de yerin de mülkünün ve saltanatının yanlız Yaratan Yüce Allah'ın olduğunu bilmedin mi?
Dilediğine azap eder O, dilediğini affeder.
Yaratan Yüce Allah'ın gücü her şeye yeter.

41. Ey resul!
Kalpleri inanmamış olduğu halde ağızlarıyla "İnandık" diyenlerin küfürde yarışırcasına koşanları seni
üzmesin.
Yahudilerden bazıları yalancılık etmek için dinlerler;
huzuruna çıkmamış olan başka bir topluluk için dinlerler.
Yerlerine oturmuş kelimeleri, yapılarını bozup değiştirirler.
"Size şu verilirse alın, eğer o verilmezse çekinin." derler.
Allah birini fitneye çarptırmak isterse sen onun için Allah karşısında hiçbir şey yapamazsın.
Bunlar o kişilerdir ki, Allah kalplerini temizlemek istemiyor.
Dünyada bir rezillik vardır onlar için; âhirette de büyük bir azap var onlara.

42. Yalana iyice kulak verirler, haramı tıka-basa yerler.
Sana geldiklerinde, ister aralarında hüküm ver, ister onlardan yüz çevir.
Eğer onlardan yüz çevirirsen sana hiçbir şekilde zarar veremezler.
Ama aralarında hükmedersen, adaletle hükmet.
Yaratan Yüce Allah, adaletle hükmedenleri ve adaleti ayakta tutanları sever.

43. İçinde Allah'ın hükmü bulunan Tevrat yanlarında iken, nasıl oluyor da senin hakemliğine baş
vuruyorlar?
Daha sonra da verilen hükümden yüz çeviriyorlar.
Bunlar inanan kişiler değillerdir.

44. Biz indirdik Tevrat'ı, biz.
İyiye ve güzele kılavuz var onda, ışık var.
Allah'a teslim olmuş peygamberler, Yahudilere onunla hakemlik yaparlardı.
Kendini Rabb'e adayanlarla ilim ve hikmette derinleşmiş olanlar da
Allah'ın Kitabı'ndan korumakla görevli olduklarıyla hükmederlerdi.
Zaten onlar Allah'ın Kitabı'na tanıklardı.
Artık insanlardan korkmayın, benden korkun da ayetlerimi basit bir ücret karşılığı satmayın.
Allah'ın indirdiği ile hükmetmeyenler, kâfirlerin ta kendileridir.

45. O Kitap'ta onlar üzerine şöyle yazmıştık:
Cana can,
Göze göz,
Buruna burun,
Kulağa kulak,
Dişe diş...
Yaralamalar karşılığında da kısas.
Kim kısası bağışlarsa, bu bağışlaması kendisi için günahlara bir perde olur.
Allah'ın indirdiğiyle hükmetmeyenler zalimlerin ta kendileridir.

46. Ardından o peygamberlerin izleri üzere Meryem oğlu İsa'yı gönderdik.
Tevrat'tan yanında bulunanı doğruluyordu.
Ona İncil'i verdik.
Hidayet ve ışık vardı onda. Tevrat'tan yanında olanı tasdikleyici idi.
Doğruya ve güzele kılavuzdu, takvaya sarılanlara bir öğüt.

47. İncil bağlıları Allah'ın onda indirdiğiyle hükmetsinler.
Allah'ın indirdiğiyle hükmetmeyenler sapıkların ta kendileridir.

48. Sana da Kitap'ı hak olarak indirdik.
Kitap'tan onun yanında bulunanı tasdikleyici ve onu denetleyip güvenilirliğini sağlayıcı olarak...
O halde onlar arasında Allah'ın indirdiğiyle hükmet, Hak'tan sana gelenden uzaklaşıp onların keyiflerine
uyma.
Sizden her biri için bir yol şerîat ve bir yöntem belirledik.
Allah dileseydi sizi elbette bir tek ümmet yapardı.
Ama size vermiş olduklarıyla sizi imtihana çeksin diye öyle yapmamıştır.
O halde hayırlarda yarışın.
Tümünüzün dönüşü Allah'adır.
O size, tartışmış olduğunuz şeylerin esasını bildirecektir.

49. Sen de aralarında, Allah'ın indirdiğiyle hükmet.
Onların keyiflerine uyma.
Dikkat et de Allah'ın sana indirdiğinin bir kısmından seni uzaklaştırıp fitneye düşürmesinler.
Eğer yüz çevirirlerse bil ki, Allah onları bazı günahları yüzünden belaya çarptırmak istiyor.
Zaten insanların birçokları doğru yoldan iyice sapmış bulunuyorlar.

50. Yoksa cahiliye devrinin hükmünü mü arıyorlar?
Gerçeği görebilen bir toplum için, Allah'tan daha güzel hüküm veren kim vardır?

51. Ey iman edenler! Yahudileri ve Hıristiyanları gönül dostları edinmeyin.
Onlar birbirlerinin gönül dostlarıdır.
Sizden kim onları gönül dostu edinirse o, onlardandır.
Allah, zalimler toplumunu doğruya ve güzele kılavuzlamaz.

52. Kalplerinde hastalık olanların,
"Başımıza bir felaket gelmesinden korkuyoruz." diyerek onların içine daldıklarını görürsün.
Olabilir ki Allah, bir fetih yahut katından bir buyruk getirir de bunu yapanlar,
benliklerinde sakladıkları şeye pişmanlık duyar hale gelirler.

53. İman edenler derler ki: "Şunlar mıdır o tüm güçleriyle sizinle beraber olduklarına yemin edenler?"
Bütün amelleri boşa çıkmıştır da hüsrana uğrayanlardan oluvermişlerdir.

54. Ey inananlar!
İçinizden kim dininden dönerse şunu bilsin:
Allah, yakında, kendilerini sevdiği ve kendisini seven, müminlere karşı boynu bükük,
kâfirlere karşı başı dik bir topluluk getirecektir. Bunlar Allah yolunda tüm gayretleriyle didinirler, hiçbir
kınayanın
kınamasından korkmazlar. Bu, Allah'ın, dilediğine yönelttiği bir lütuftur. Allah, yaratılışı ve yarattıklarını
genişletir, her şeyi bilir.

55. Sizin gönül dostunuz Allah'tır,
O'nun resulüdür,
bir de rükû eder bir halde namazı ve duayı yerine getirip, zekâtı vererek iman edenlerdir.

56. Allah'ı, O'nun resulünü ve iman edenleri dost edinen ve Allah'tan,
O'nun resulünden ve iman edenlerden yüz çeviren bilsin ki, galip gelecek olanlar Allah'ın taraftarlarıdır.

57. Ey iman edenler!
Sizden önce kitap verilenlerden ve küfre sapanlardan,
dininizi oyun ve eğlence edinenleri dost tutmayın.
Eğer inanıyorsanız Yaratan Yüce Allah'tan sakının.

58. Namaza ve duaya çağırdığınızda onu oyun ve eğlence edindiler.
Böyle yaptılar; çünkü onlar akıllarını işletmeyen bir topluluktur.

59.De ki: "Ey Ehlikitap!
Sadece şunun için bizden hoşlanmıyorsunuz:
Allah'a, bize indirilene, daha önce indirilene inanmışız.
Doğrusu şu ki, sizin çoğunuz yoldan sapmış olanlardır."

60. De ki: "Allah katında ceza olarak bundan daha kötüsünü size bildireyim mi?
Allah'ın lanetlediği, üzerine gazap indirdiğidir o.
Allah böylelerinden maymunlar, domuzlar ve tağut uşakları yapmıştır.
İşte bunlardır yer bakımından daha kötü, yolun denge noktasını kaybetme bakımından daha şaşkın olanlar."

61. Size geldiklerinde "İnandık!" derler.
Gerçekte ise küfürle girmiş, yine onunla çıkmışlardır.
Neler saklıyor olduklarını Allah daha iyi bilir.

62. Onların birçoğunun günahta, düşmanlıkta, haram yemede yarıştıklarını görürsün.
Ne kötüdür o yapmakta oldukları!

63. Ruhbanları ve hahamları onları, günah oluşturan sözlerinden, haram yemekten alıkoysalardı olmaz
mıydı?
Ne kötüdür onların sanaat ile teknoloji olarak üretmekte oldukları.

64. Yahudiler dediler ki: "Allah'ın eli bağlıdır.
" Kendi elleri bağlandı ve elleri bağlanasıcalar!
Söylemiş oldukları yüzünden lanetlendiler.
Söylediklerinin aksine, Allah'ın iki eli de alabildiğine açıktır; dilediği gibi bağışta bulunur.
İnan olsun ki, Rabbinden sana indirilen, küfür ve taşkınlık yönünden onları iyice azdıracaktır.
Onların arasına, ta kıyamet gününe kadar düşmanlık ve nefret atmışızdır.
Ne zaman savaş için bir ateş yaksalar, Allah onu söndürür de onlar yeryüzünde yine bozgunculuğa
koşarlar.
Ama Allah, bozguncuları sevmez.

65.Eğer Ehlikitap, iman edip korunsaydı,
Onların kötülüklerini mutlaka örter ve kendilerini bol nimetli cennetlere mutlaka sokardık.

66. Eğer onlar Tevrat'ı, İncil'i ve kendilerine indirilmiş olanı gerektiği şekilde uygulasalardı
elbetteki hem üstlerinden hem ayaklarının altından rızıklanacaklardı.
İçlerinde orta yolu izleyen bir topluluk var.
Ama onların çoğunluğunun yapmakta olduğu ne kadar da kötü!

67. Ey resul!
Rabbinden sana indirileni tebliğ et.
Eğer bunu yapmazsan onun verdiği peygamberlik görevini yerine getirmemiş olursun.
Allah seni insanlardan korur.
Allah, küfre batmış topluluğa kılavuzluk etmez.

68. De ki: "Ey Ehlikitap! Siz, Tevrat'ı, İncil'i ve Rabbinizden size indirileni tam uygulamadıkça hiçbir şey
değilsiniz.
" Rabbinden sana indirilen, onlardan birçoğunun küfür ve azgınlığını elbette artıracaktır.
Küfre batan topluluk için tasalanma artık.

69. Şu bir gerçek ki, iman edenler,
Yahudiler,
Sâbiîler
Hıristiyanlardan
Allah'a ve âhiret gününe inanıp hayra ve barışa yönelik iş yapanlar için korku yoktur.
Tasalanmayacaklardır onlar.

70.Yemin olsun ki biz, İsrailoğullarının kesin sözlerini almış da onlara resuller göndermiştik.
Ne zaman bir resul onlara nefislerinin hoşlanmadığı birşeyi getirdiyse bir kısmını yalanladılar;
bir kısmını da öldürüyorlardı.

71. Bir fitne kopmayacak sandılar.
Kör oldular, sağır kesildiler.
Derken Allah tövbelerini kabul etti.
Sonra yine birçokları körleştiler, sağırlaştılar.
Allah, onların yaptıklarını ayan-beyan görür.

72.Yemin olsun ki, "Allah, Meryem'in oğlu Mesih'in ta kendisidir!" diyenler küfre batmışlardır.
Mesih şöyle demişti: "Ey İsrailoğulları, hem sizin Rabbiniz hem de benim Rabbim olan Allah'a kulluk ve
ibadet edin!
Gerçek olan şu ki, Allah'a ortak koşana Allah, cenneti haram kılmıştır.
Varacağı yer ateştir onun.
Zalimlerin yardımcıları olmayacaktır."

73.Yemin olsun ki, "Allah, üçün üçüncüsüdür!" diyenler de küfre batmıştır.
Bir tek Tanrı dışında hiçbir ilah yoktur.
Bu söylediklerine son vermezlerse, onların küfre sapanlarına korkunç bir azap mutlaka gelip çatacaktır.

74. Hâlâ Allah'a yönelip tövbe ederek ondan af dilemiyorlar mı?
Yaratan Yüce Allah Gafûr'dur, Rahîm'dir.

75. Meryem'in oğlu Mesih, bir resulden başkası değildir.
Ondan önce de resuller gelip geçmiştir.
Onun annesi de özü-sözü doğru biriydi.
İkisi de yemek yerlerdi.
Bak nasıl açıklıyoruz onlara ayetleri!
Sonra bak, nasıl gerisin geri çevriliyorlar!

76. Söyle onlara: "Allah'ın yanında bir de, size zarar yahut yarar sağlama gücü olmayan şeylere mi
kölelik ve kulluk ediyorsunuz?
Yaratan Yüce Allah, en iyi duyan, en iyi bilenin ta kendisidir."

77. De ki: "Ey Ehlikitap!
Dininizde azgınlık edip hak dışına çıkarak aşırılığa gitmeyin.
Daha önce sapmış, birçoğunu saptırmış ve yolun denge noktasından uzağa düşmüş bir topluluğun
keyiflerine uymayın.

78. İsrailoğullarının küfre sapanları, Meryem'in oğlu İsa'nın ve Dâvud'un diliyle lanetlendiler.
Bu böyledir; çünkü onlar sınır tanımazlık, haksızlık, düşmanlık ediyorlardı.

79. İşledikleri kötülükten birbirlerini sakındırmıyorlardı.
Ne kötü şeydi yapmayı sürdürdükleri!

80. Onlardan birçoğunun, küfre sapanlarla dostluk kurduklarını görürsün.
Öz benliklerinin onlar için hazırlayıp sunduğu şey gerçekten çok kötü!
Allah, üzerlerine gazap indirmiştir.
Azap içinde de onlar sürekli kalacaklardır.

81. Eğer Allah'a, peygambere ve ona indirilene inanmış olsalardı, küfre sapanları dostlar edinmezlerdi.
Ama onların çokları yoldan sapmışlardır.

82. Şu tartışılmaz bir gerçektir ki,
insanların iman edenlere en şiddetli düşmanlık duyanlarını,
Yahudilerle şirke batanlarda  bulursun.
Şu da tartışılmaz bir gerçektir ki, insanların iman edenlere sevgide en yakın olanlarını
"Biz Hıristiyanlarız" diyenler bulursun.
Bu böyledir.
Çünkü o Hıristiyanlar içinde derin araştırmalar yapan keşişler, kendini Allah'a adamış rahipler vardır.
Ve onlar, kibre sapmazlar.

83. Resule indirileni dinlediklerinde farkına vardıkları gerçekten dolayı gözlerinin yaşla dolup taştığını
görürsün.
Şöyle derler:
"Ey Rabbimiz, iman ettik.
Artık bizi de gerçeğin tanıklarıyla birlikte kaydet."

84. "Rabbimizin bizi barışseverler arasına koymasını umup dururken,
Yaratan Yüce Allah'a ve Hak'tan bize gelene neden inanmayacakmışız?"

85. Böyle söyledikleri için Allah onları, altlarından ırmaklar akan cennetlerle lütuflandırdı.
Sürekli kalıcıdırlar orada.
İşte budur güzel davrananların ödülü.

86. Küfre sapıp ayetlerimizi yalanlayanlar da cehennemin dostlarıdır.

87. Ey iman sahipleri!
Allah'ın size helal kıldığı şeylerin temiz ve güzel olanlarını haramlaştırmayın;
Azıp sınırı aşmayın;
Yaratan Yüce Allah azıp sınırı aşanları sevmez.

88. Allah'ın size helal ve temiz olarak verdiği rızıklardan yiyin.
Kendisine iman ettiğiniz Yaratan Yüce Allah'tan sakının!

89. Yaratan Yüce Allah sizi yeminlerinizdeki boş lakırdıdan ötürü hesaba çekmez.
Bilinçli olarak gerçekleştirdiğiniz yeminlerden sizi sorumlu tutar.
Böyle bir yeminin keffâreti, ailenize yedirmekte olduğunuzun orta derecesinden
On yoksulu doyurmak, ve onları giydimek,
Yahut da özgürlüğünden yoksun kalmış bir benliği özgürlüğüne kavuşturmaktır.
Bunları yapamıyan ve imkânı olmayan üç gün oruç tutar.
Yemin ettiğinizde yeminlerinizin keffâreti işte budur.
Yeminlerinizi koruyun.
Allah size ayetlerini böyle açıklar ki şükredebilesiniz.

90. Ey iman edenler!
Uyuşturucu
Şarap,
Kumar,
Tapılmak için dikilen taşlar,
Fal okları şeytan işi birer pisliktik;
Bunlardan uzak durun ki kurtuluşa eresiniz.

91. Şeytan; sizi
Uyuşturucu ve kumara sokularak aranıza düşmanlık ve şiddetli nefret yerleştirip
Yaratan Yüce Allah'ı anmaktan,
Namazdan ve duadan geri çevirmek ister.
Artık son veriyorsunuz değil mi?

92. Yaratan Yüce Allah'a itaat edin,
Yaratan ALLAH'ın elcisine itaat edin, sakının.
Eğer yüz çevirirseniz şunu bilin:
Bizim resulümüze düşen sadece apaçık bir tebliğdir.

93. İman edip hayra ve barışa yönelik işler yapanlara;
bundan böyle korunup iman ederek iyi işler yaptıkları,
sonra takvaya sarılıp imanda kemale erdikleri,
sonra bir mertebe daha korunup güzellikler sergiledikleri takdirde,
daha önce tatmış olduklarından ötürü hiçbir günah yoktur.
Yaratan Yüce Allah, güzel düşünüp güzel davrananları sever.

94. Ey iman sahipleri!
Allah sizi, ellerinizin ve mızraklarınızın erişeceği av türünden bir şeyle mutlaka deneyecektir.
Gözün fark edemediği alanlarda O'ndan kim korkuyor bilsin.
Bundan sonra azıp sınırı çiğneyen için korkunç bir azap olacaktır.

95. Ey iman sahipleri!
İhramda olduğunuz zaman ava çıkmayın canlı hayvan öldürmeyin.
Sizden kim kasten onu öldürürse cezası şudur:
Öldürdüğü hayvana denk davar cinsinden deve ve sığırdır.
Kâbe'ye varacak kurbanlık bir hediye ki, içinizden adalet sahibi iki kişi belirleyecektir.
Yahut yoksullara yedirme şeklinde bir keffâret, yahut buna denk oruç.
Taki yaptığının vebalini tatsın.
Allah, geçmişi affetmiştir.
Kim bir daha yaparsa, Allah ondan mutlak öc alacaktır.
Yaratan ALLAH Allah çok güçlüdür, öc alıcıdır.

96. Hem size hem de yolculara bir geçimlik olarak,
deniz avı yapmak ve onu yemek size helal kılındı.
Fakat ihramlı olduğunuz sürece karada avlanmak size haram edilmiştir.
Huzurunda haşredileceğiniz Allah'tan korkun.

97. Allah Kâbe'yi,
O saygıya layık evi,
O saygıya layık "ay"ı,
O kurbanlık hediyeleri
Gerdanlıkları insanlar için bir dayanak, bir ayağa kalkış aracı kıldı.
Böyle yaptı ki, Allah'ın göklerde olanı da yerde olanı da bildiğini,
Allah'ın her şeyi bilici olduğunu siz de bilesiniz.

98. Bilin ki Allah, azap ettiğinde çok şiddetli eder.
Yaratan Yüce Allah; Gafûr'dur, Rahîm'dir.

99. Resule düşen, tebliğden başka bir şey değildir.
Yaratan Yüce Allah sizin açığa vurduklarınızı da gizlediklerinizi de bilir.

100. De ki: "Pisin çokluğu seni hayrete düşürse de pisle temiz bir olmaz.
O halde, ey akıl ve gönül sahipleri!
Yaratan Yüce Allah'tan korkun ki kurtuluşa erebilesiniz."

101. Ey iman sahipleri!
Size açıklandığında canınızı sıkacak şeylerle ilgili soru sormayın.
Kur'an indirilmekte iken onları sorarsanız size açıklanır.
Allah onlardan vazgeçmiştir.
Allah Gafûr'dur, Halîm'dir.

102. Sizden önceki bir toplum da onları sormuştu; sonra tutup hepsini inkâr ettiler.

103. Allah ne bahîre yapmıştır ne sâibe ne vasîle ne de hâm.
Ne var ki küfre sapanlar yalan uydurarak Allah'a iftira ediyorlar ve çokları da akıl erdiremiyorlar.

104. Onlara, Allah'ın indirdiğine ve resule gelin dendiğinde şöyle derler:
"Atalarımızı üzerinde bulduğumuz şey bize yeter.
" Peki, ataları hiçbir şey bilmiyor, doğru yolu bulamıyor idiyseler de mi?

105. Ey iman edenler!
Siz, kendinizi düzeltmeye bakın.
Siz, doğru yolda oldukça sapmış olan size zarar veremez.
Tümünüzün dönüşü Allah'adır.
O size neler yapıyor olduğunuzu haber verecektir.

106. Ey iman edenler!
Herhangi birinize ölüm gelip çattığında, vasiyet zamanı aranızdaki tanıklık şöyle olsun:
Kendinizden adalet sahibi iki kişi
Veya yolculuk ederken ölüm musibeti başınıza geldiyse sizin dışınızdan iki kişi.
Bunları namazdan ve duadan sonra alıkoyarsınız;
kuşkulanırsanız şöyle yemin etsinler:
"Vallahi, yakınlarımız da olsa yeminimizi hiçbir ücret karşılığı satmayacağız,
Allah'ın tanıklığını saklamayacağız.
Çünkü böyle yaparsak mutlaka günahkârlardan oluruz."

107. Eğer onların bir günah işledikleri kesinlikle anlaşılırsa,
işte o zaman, tercih edilmiş olan bu iki kişinin yerine
bunların aleyhinde bulundukları taraftan iki kişi geçerek şöyle yemin edeceklerdir:
"Allah şahit olsun ki, bizim tanıklığımız, onların tanıklığından daha doğrudur.
Biz hiçbir haksızlık yapmadık.
Aksi halde mutlaka zalimlerden olurduk."

108.İşte bu yol, tanıklığı gereğince yerine getirmelerine,
yemin etmelerinden sonra yeminlerinin reddedileceğinden korkmalarına en yarayışlı olandır.
Yaratan Yüce Allah'tan sakının ve söylenene kulak verin.
Yaratan Yüce Allah, sapıklar topluluğunu doğruya ve güzele kılavuzlamaz.

109. Allah, resullerini bir araya getirip toplayacağını gün şöyle der:
"Size ne cevap verildi?" Şöyle derler: "Hiçbir bilgimiz yok. Gaybları en iyi biçimde bilen sensin, sen!"

110. Hani, Allah şöyle demişti:
"Ey Meryem'in oğlu İsa!
Senin ve annenin üzerindeki nimetimi hatırla.
Seni Ruhulkudüs'le desteklemiştim.
Beşikte iken ve erginlik çağında insanlarla konuşuyordun.
Sana Kitap'ı, hikmeti, Tevrat'ı, İncil'i öğretmiştim.
Benim iznimle çamurdan kuş görünümünde bir şey yaratıyor,
içine üflüyordun da o benim iznimle kuş oluyordu.
Doğuştan körü,
Cüzzam hastalığını benim iznimle iyileştiriyordun.
Benim iznimle ölüleri diriltip mezarlarından çıkarıyordun.
İsrailoğullarını senden uzak tutmuştum.
Hani, sen onlara açık ve seçik ayetleri getirdiğinde, küfre sapanları şöyle demişlerdi:
"Açık bir büyüden başka bir şey değil bu."

111. Havarilere şunu vahyetmiştim:
"Bana ve resulüme iman edin.
" Şöyle demişlerdi:
"İman ettik, sen de tanık ol ki biz, müslümanlarız vede Yaratan Yüce Allah'a teslim olanlarız!"

112. Havariler demişlerdi ki:
"Ey Meryem'in oğlu İsa!
Rabbin bize gökten bir sofra indirebilir mi?"
İsa dedi ki: "Eğer gerçekten inanalardansanız Yaratan Yüce Allah'tan sakının!"

113. "İstiyoruz ki ondan yiyelim, gönüllerimiz tatmin bulsun dediler.
Senin bize doğruyu söylediğini bilelim ve buna tanıklık edenlerden olalım!"

114. Meryem oğlu İsa Yaratanı Yüce ALLAH' şöyle yakardı:
"Allahım, ey Rabbimiz!
Üzerimize gökten bir sofra indir de bizim hem öncekilerimize hem sonrakilerimize bir bayram olup
senden bir mucize olsun.
Rızıklandır bizi!
Rızık verenlerin en hayırlısı sensin!"

115. Allah dedi ki:
"Ben onu üzerinize indireceğim.
Ama bundan sonra küfre sapanınıza öyle bir azapla azap edeceğim ki,
âlemlerden hiç kimseye böyle bir azap yapmamışım."

116. Yaratan Yüce Allah şunu da söyledi:
"Ey Meryem oğlu İsa!
Allah'ın yanında beni ve annemi de iki tanrı olarak kabul edin diye insanlara sen mi söyledin?"
İsa dediki:
"Hâşâ!
Tespih ederim seni.
Hakkım olmayan bir şeyi söylemek benim haddime değildir.
Eğer onu söylemişsem sen onu elbette bilirsin.
Sen benim içimde olanı bilirsin ama ben senin zatında olanı bilmem.
Çünkü sen, evet sen, bilinmeyeni çok iyi bilensin!"

117."Onlara, senin bana emrettiğin şu sözden başka bir şey söylemedim:
'Benim Rabbim ve sizin de Rabbiniz olan Yaratan Yüce Allah'a kulluk edin.'
İçlerinde olduğum sürece üzerlerine tanıktım.
Sen beni vefat ettirince üzerlerine yalnız sen gözetleyici oldun.
Ve sen zaten her şey üzerinde bir Şehîdsin, bir tanıksın."

118. "Onlara azap edersen, onlar senin kullarındır.
Onları bağışlarsın hiç kuşkusuz, sen tüm gücün sahibi, tüm hikmetlerin sahibisin."

119. Allah buyurdu:
"Özü-sözü doğru olanlara, doğruluklarının yarar sağlayacağı gün budur.
Altlarından ırmaklar akan cennetler var onlar için.
Sürekli kalacaklardır orada.
" Allah onlardan razı olmuştur, onlar da Allah'tan razı olmuşlardır.
İşte budur büyük kurtuluş.

120. Göklerin, yerin ve bunlarda bulunanların mülkü ve yönetimi yanlız Yaratan Yüce Allah'ındır.
Yaratan Yüce ALLAH'ın gücü her şeye yeter.