Sonra, gerçeği saklayanlar tüm bunları Yaratanına denk tutuyorlar.

2.Sizi bir balçıktan yaratmış olan Yaratan Yüce ALLAH'tır.
Sonra hüküm verip bir süre belirlemiştir.
Belirlenmiş başka bir süre de Yaratan Yüce ALLAH'ın katındadır.
Bütün bunlardan sonra siz hâlâ kuşkulanıyormusunuz?

3.O, göklerde de Allah'tır, yerde de.
Yaratan Yüce ALLAH, sizin iç dünyanızı da bilir, açığa vurduklarınızı da.
Neler kazanmakta olduğunuzu da yanlız Yaratan Yüce ALLAH bilir!

4.Onlara Rablerinin ayetlerinden bir ayet gelir gelmez, ondan hemen yüz çeviriyorlardı.

5.Böylece hakkı, kendilerine geldiği anda yalanladılar.
Fakat yakında onlara, alay etmekte oldukları şeyin haberleri gelecektir.

6.Kendilerinden önce nice yurt ve medeniyetleri yerle bir ettiğimizi görmediler mi?
Biz o yurtlara yeryüzünde size vermediğimiz imkânları vermiş,
üzerlerine gök bereketini bol bol indirmiş, nehirleri altlarından akar hale getirmiştik.
Derken, onları kendi günahlarıyla yok ettik ve onların arkalarından başka bir nesil oluşturduk.

7.Eğer biz sana parşömen üzerine yazılı bir kitap göndermiş olsaydık,
onlar da ona elleriyle dokunmuş olsalardı, o küfre batmışlar, hiç kuşkusuz şöyle deyivereceklerdi:
"Bu, apaçık bir büyüden başka şey değildir."

8.Şunu da söylediler:
"Bu peygamber yerine bir melek indirilseydi ya!
" Eğer böyle bir melek indirmiş olsaydık iş mutlaka bitirilmiş olurdu da kendilerine göz bile
açtırılmazdı.

9.Eğer o peygamberi bir melek olarak yaratsaydık kuşkusuz onuda bir er kişi yapar,
içine yuvalandıkları kuşku ve karmaşayı onların üzerlerine giydirmiş olurduk.

10.Yemin olsun ki, senden önceki resullerle de alay edildi;
Fakat eğlence konusu yaptıkları şey, o maskaralığı sergileyenleri kıskıvrak sarıverdi.

11.Şunu söyle:
Dolaşın yeryüzünde de bakın nasıl olmuş gerçeği yalanlayanların sonu!

12.Sor:
"Kimindir gökler ve yer?"
Cevap ver:
"Yaratan Yüce Allah'ındır."
O Yaratan Yüce Allah ki, rahmeti öz benliği üzerine yazmıştır.
Yaratan Yüce ALLAH sizi, varlığında hiç kuşku bulunmayan kıyamet gününde bir araya getirip
mutlaka toplayacaktır.
Benliklerini hüsrana yuvarlamış kişiler var ya, onlar iman etmezler.

13.Gecenin ve gündüzün içinde yer alan her şey Yaratan Yüce ALLAH'ındır.
O, Semî'dir, her şeyi duyar; Alîm'dir, her şeyi bilir.

14.De ki:
"Gökleri ve yeri yoktan var eden, yedirip doyuran ama kendisi yedirilip beslenmeyen
Yaratan Yüce Allah'tan başkasını mı velî edineyim?"
De ki:
"Bana, İslam'ı Yaratan Yüce Allah'a teslim olmayı seçenlerin ilki olmam emredildi."
Ve sen sakın şirke sapanlardan olma!

15.Şunu da söyle:
"Rabbime isyan edersem büyük bir günün azabından korkarım ben."

16.Kendisinden azap uzak olana o gün Yaratan Yüce ALLAH rahmet etmiştir.
İşte açık kurtuluş budur.

17.Allah sana bir keder dokundurursa, o kederi Yaratan Yüce ALLAH'tan başka yok edecek
yoktur.
Eğer isterse sana bir hayır dokundurur,
Yaratan Yüce ALLAH her şey üzerinde güç sahibidir.

18.Kulları üzerinde hüküm ve egemenlik sahibi Kaahir'dir O.
Tüm hikmetlerin kaynağıdır O.
Her şeyden haberdardır.

19.Sor:
"Tanıklık bakımından hangi şey daha büyüktür?"
De ki:
"Benimle sizin aranızda Yaratan Yüce Allah tanıktır.
Bu Kur'an bana vahyolundu ki, onunla sizi ve ulaştığı herkesi uyarayım.
Siz gerçekten Allah'ın yanında başka ilahların bulunduğuna tanıklık ediyor musunuz?"
De ki: "Ben buna tanıklık etmiyorum."
De ki:
"O,  yaratan tek bir tanrıdır!
Ve ben, sizin ortak tuttuğunuz şeylerden uzağım!"

20.O kendilerine kitap verdiklerimiz var ya, onu, öz oğullarını tanıdıkları gibi tanıyıp bilirler.
Ama öz benliklerini hüsrana uğratan bunlar, iman etmezler.

21.Yalan düzerek Yaratan Yüce Allah'a iftira eden yahut
Yaratan Yüce ALLAH'ın ayetlerini yalanlayandan daha zalim kim vardır?
Şu da bir gerçek ki, zalimler asla kurtulamazlar!

22.Gün olur, onları bir araya toplayıp haşrederiz.
Sonra, şirke batanlara sorarız:
"Nerededir o bir şey zannedip durduğunuz ortaklarınız?"

23.Sonunda şunu söylemekten başka bahaneleri kalmaz:
"Rabbimiz Allah'a yemin olsun ki, biz, ortak koşanlar değildik."

24.Bak da gör, nasıl yalan söylediler öz benliklerine karşı!
Ve iftira için kullandıkları şeyler, onları bırakıp kayboldu.

25.İçlerinden sana kulak verenler vardır;
ama biz onu gereğince anlamamaları için kalplerine kılıflar geçirmiş, kulaklarına bir ağırlık
koymuşuzdur.
Tüm mucizeleri görseler de onlara inanmazlar.
Nihayet sana gelip seninle çekişerek söyle derler küfre sapanlar:
"Bu, eskilerin masallarından başka bir şey değildir."

26.Hem ondan alıkoyarlar hem ondan uzaklaşırlar.
Öz benliklerinden başkasını helâk etmiyorlar.
Ama farkında değiller.

27.Ah bir görsen, ateşin başında durdurulup da şöyle dediklerini:
"Ne olurdu, geri gönderilsek, Rabbimizin ayetlerini yalanlamasak ve müminlerden oluversek."

28.İşin doğrusu şu:
Önceden gizlemekte oldukları karşılarına dikildi.
Geri gönderilselerdi yasaklandıkları şeyi mutlaka yineleyeceklerdi.
Doğrusu, onlar, tam yalancıdırlar.

29.Dediler ki: "Şu dünya hayatımızdan başkası yok.
Biz öldükten sonra diriltilecek de değiliz."

30.Rableri huzurunda durdurulduklarını bir görsen!
Sordu:
"Gerçek değil miymiş bu?"
Dediler:
"Rabbimize yemin olsun ki, gerçekmiş."
Dedi:
"O halde, küfre sapmış olmanızdan dolayı tadın azabı."

31.Yaratan Yüce Allah'ın huzuruna varmayı yalanlayanlar, gerçekten hüsrana uğramıştır.
Sonunda o saat ansızın kendilerine gelip çatınca, sırtlarında günahlarını taşır bir halde şöyle
demişlerdir:
"Dünya hayatında düşdüğümüz aşırılıklardan dolayı vay hasretimize!"
Dikkat edin!
Ne kötü şeylerdir taşıyıp durdukları.

32.Şu iğreti, basit hayat bir oyun ve eğlenceden başka şey değildir.
Sakınıp korunanlar için âhiret yurdu elbette ki daha iyidir.
Hâlâ aklınızı işletemeyecek misiniz?

33.Söylediklerinin seni kederlendirdiğini çok iyi biliyoruz.
Gerçek şu ki, onlar seni yalanlamıyorlar;
O zalimler Yaratan Yüce Allah'ın ayetlerine karşı direnmekteler.

34.Yemin olsun ki, senden önce de resulleri yalanlanmışlar, eziyet görmelerine sabretmişlerdi.
Nihayet yardımımız onlara ulaştı.
Allah'ın kelimelerini değiştirecek hiçbir kuvvet yoktur.
Yemin olsun, elçi olarak gönderilenlerin haberinden bir kısmı sana da gelmiştir.

35.Eğer yüz çevirip gitmeleri sana ağır geldiyse,
Haydi gücün yetiyorsa,
Yerin içinde bir delik yahut gökte bir merdiven ara da onlara bir mucize getir.
Yaratan Yüce Allah dileseydi onları doğru ve güzelde birleştirirdi.
Siz artık cahillerden olmayın.

36.Ancak gereğince dinleyenler çağrıya cevap verir.
Ölülere gelince,
Yaratan Yüce Allah onları diriltecektir.
Daha sonra mutlak Yaratan Yüce ALLAH'a  döndürülecekler.

37.Dediler ki: "Ona Rabbinden bir mucize indirilseydi ya!
" De ki:
"Kuşkusuz, Yaratan Yüce Allah bir mucize indirmeye Kaadir'dir.
Fakat çoklarınız bunu bilmiyor."

38.Yeryüzünde debelenen hiçbir canlı, iki kanadıyla uçan hiçbir kuş istisna olmamak üzere hepsi
sizin gibi ümmetlerdir.
Biz bu Kitap'ta, hiçbir şeyi eksik bırakmadık ve fazlasını da yapmadık.
Onlar, sonunda Rableri önünde haşredilirler.

39.Bizim ayetlerimizi yalanlayanlar, karanlıklara gömülmüş sağır ve dilsizlerdir.
Allah, dilediği kişiyi şaşırtır, dilediğini dosdoğru yol üzerine koyar.

40.De ki:
"Bir düşünün bakalım!
Yaratan Yüce Allah'ın azabı yakanıza yapışsa yahut o saat gelip çatsa,
Yaratan Yüce Allah'tan başkasına mı yakarırsınız?
Doğru sözlü iseniz söyleyin!"

41.Hayır, yalnız Yaratan Yüce ALLAH'a yakarırsınız da ALLAH dilerse yakındığınız belayı
uzaklaştırır.
Ve siz, ortak koştuklarınızı unutuverirsiniz.

42.Andolsun ki, senden önce de ümmetlere elçiler göndermiştik.
O ümmetleri, bize yaklaşıp sığınsınlar diye zorluklar ve darlıklarla yakalamıştık.

43.Zorluğumuz kendilerine gelip çattığında gelip bana sığınabilselerdi!
Ne yazık ki kalpleri katılaştı; şeytan, yapmakta olduklarını onlara süslü-püslü gösterdi.

44.Öğütlenmeye çağırıldıkları şeyi unutunca, her şeyin kapılarını üzerlerine açıverdik.
Nihayet, kendilerine verilenle sevinç şımarıklığına daldıkları bir sırada, ansızın onları yakaladık.
Tüm ümitlerini bir anda yitirdiler.

45.Böylece, zulme saplanan topluluğun kökü kesilmişti; hamt olsun âlemlerin Rabbi'ne!

46.De ki:
"Düşünün bakalım;
Yaratan Yüce Allah, işitme gücünüzü, gözlerinizi alsa,
Kalpleriniz üzerine mühür bassa, Allah'tan başka hangi ilah onları size geri verecek?
" Bak her türlü Ayetlerimizi açıklıyoruz, buna rağmen onlar yine de yüz çeviriyorlar!

47.Şunu da söyle:
"Düşünün bakalım;
Allah'ın azabı size ansızın, açıktan geliverse, zalimler topluluğundan başkası mı helâk edilecek?"

48.Biz o gönderilen elçileri, müjdeciler ve uyarıcılar olmaktan öte hiç bir şey için göndermiyoruz.
İman edip hayrı ve barışı yerleştirenlere korku yoktur.
Tasalanmayacaklardır onlar.

49.Ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, fenalığa bulaşmaları yüzünden kendilerine azap
dokunacaktır.

50.Onlara şunu söyle:
"Ben size Allah'ın hazineleri yanımdadır demiyorum.
Geleceğide bilmem ben!
Size ben bir meleğim de demiyorum.
Yalnız bana vahyedilene uyarım ben!
" Sor onlara:
"Körle gören bir olur mu?
Hâlâ düşünmüyor musunuz?"

51.Rablerinin huzurunda haşredileceklerinden korkanları, o vahiy ile uyar ki korunabilsinler.
Onların Yaratan Yüce ALLAH'tan başka ne bir dostu vardır ne de şefaatçısı yoktur.

52.Sabah akşam, yüzünü isteyerek Rablerine yalvarıp yakaranları kovma!
Onların hesabından bir şey sana ait olmadığı gibi, senin hesabından bir şey de onlara ait değildir.
O halde onları kovarsan zalimlerden olursun.

53.Biz böylece onların bir kısmını diğer bir kısmıyla imtihana çektik ki, şunu söylesinler:
"Allah aramızdan şunlara mı lütufta bulundu?"
Yaratan Yüce Allah şükredenleri daha iyi bilmiyor mu?

54.Ayetlerimize iman edenler sana geldiğinde şöyle söyle:
"Selam size!
Rabbiniz, benliği üzerine rahmeti yazmıştır.
İçinizden her kim bilgisizlikle bir kötülük işler de ardından tövbe edip halini düzeltirse,
hiç kuşkusuz,
Yaratan Yüce Allah çok affedici, çok merhametlidir."

55.İşte biz, ayetlerimizi bu şekilde ayrıntılı kılıyoruz ki, günaha sapmışların yolu açık ve seçik
ortaya çıksın.
Günaha sapmışların yolunu açık ve seçik göresin!

56.De ki:
"Ben, Allah'ı bırakıp da yakardıklarınıza kulluk etmekten yasaklandım!"
De ki:
"Sizin keyiflerinize uymam!
Çünkü bunu yaparsam sapıtmış olurum, doğruyu ve güzeli bulanlardan olmam."

57.De ki:
"Ben Rabbimden gelen bir beyyine üzerindeyim.
Ama siz onu yalanladınız.
Acele istediğiniz şey benim yanımda değil.
Hüküm yalnız ve yalnız Yaratan Yüce Allah'ındır.
Hakkı o anlatır.
Ayırt edip çözüm getirenlerin en hayırlısı Yaratan Yüce ALLAH'tır."

58.Şunu da söyle:
"Acele istediğiniz şey benim yanımda olsaydı, benimle sizin aranızdaki iş çoktan bitirilmiş olurdu.
Zalimleri, Yaratan Yüce  Allah daha iyi bilir."

59.Geleceği ve bilinmeyenin anahtarları yanlız Yaratan Yüce ALLAH'ın yanındadır;
Geleceği ve bilinmeyeni  Yaratan Yüce ALLAH'tan başkası bilmez.
Yaratan Yüce ALLAH ' karada ve denizde olanı da çok iyi bilir.
Yaratan Yüce ALLAH'ın bilgisi dışında bir yaprak bile düşmez.
Toprağın karanlıklarındaki bir dâne, yaş ve kuru her şey apaçık bir Kitap'ın içindedir.

60.Yaratan Yüce ALLAH, odur ki, geceleyin sizi öldürür.
Gün boyunca neler yapıp neler kazandığınızı bilir.
Sonra, belirlenmiş süre işletilip tamamlansın diye, gün içinde sizi diriltir.
Nihayet Yaratan Yüce ALLAH'dır dönüşünüz.
Daha sonra, yapıp ettiklerinizi size haber verecektir.

61.Kulları üzerinde egemenlik sahibi Kaahir'dir O.
Üzerinize koruyucular gönderir.
Nihayet ölüm birinize geldiğinde, elçilerimiz onu vefat ettirirler.
Ne vaktinden önce iş yaparlar onlar ne de vaktinden sonra.

62.Nihayet onlar gerçek Mevlâ'ları olan Yaratan Yüce Allah'a götürülürler.
Gözünüzü açın!
Hüküm yalnız Yaratan Yüce ALLAH'ındır..
Ve hesap görenlerin en süratlisi Yaratan Yüce ALLAH'tır.

63.Şunu sor:
"Bizi bu durumdan kurtarırsa andolsun şükredenlerden olacağız' diye boyun büküp ürpererek
Yaratan Yüce ALLAH'a yakardığınızda, kara'nın ve denizin karanlıklarından sizi kim kurtarıyor?"

64.De ki:"Ondan da tüm sıkıntılardan da sizi Yaratan Yüce ALLAH kurtarıyor;
Sonra da siz Yaratan Yüce ALLAH'a ortak koşuyorsunuz."

65.De ki:
"O size, üstünüzden yahut ayaklarınızın altından bir azap göndermeye
Yahut sizi fırka fırka birbirinize düşürerek/fırkalara bölüp içinden çıkılmaz durumlara düşürerek
Fırkaları elbise gibi size giydirerek kiminizin şiddetini kiminize tattırmaya Kaadir'dir.
" Bak nasıl sıralıyoruz ayetleri, iyice kavrayabilsinler diye.

66.O, hak olduğu halde senin toplumun onu yalanladı.
De ki:
"Ben size vekil değilim."

67.Her haberin gerçekleşeceği bir zaman ve mekân vardır.
Yakında bileceksiniz.

68.Ayetlerimiz hakkında lakırdıya dalanları gördüğünde, onlar başka bir söze dalıncaya değin
onlardan yüz çevir.
Eğer şeytan sana unutturursa, hatırladıktan sonra o zalimler topluluğu ile oturma.

69.Allah'tan korkanlara onların hesabından bir şey yoktur ama yine de bir hatırlatma olmalı.
Belki sakınırlar.

70.Dinlerini oyun ve eğlence haline getirmiş, dünya hayatı kendilerini aldatmış olanları bırak da o
Kur'an ile şunu hatırlat:
Bir kişi, kendi elinin üretip kazandığına teslim edilirse onun, Allah dışında ne bir dostu kalır ne de
şefaatçısı.
Her türlü fidyeyi verse de ondan kabul edilmez.
İşte bunlar, kazandıklarına teslim edilmişlerdir.
Nankörlük ettiklerinden ötürü onlar için kaynar sudan bir içki ve korkunç bir azap vardır.

71.De ki: "Allah'ın berisinden, bize yarar da zarar da veremeyecek şeylere mi yakaralım?
Allah bize kılavuzluk ettikten sonra ökçelerimiz üstüne geri mi döndürülelim?
O kişi gibi, şeytanlar kendisini ayartıp yeryüzünde şaşkın dolaşır hale getirmişlerdir.
Oysaki onun,
"Bize gel!" diye doğruya ve güzele çağıran arkadaşları vardır."
De ki: "Allah'ın kılavuzluğudur gerçek kılavuzluk.
Âlemlerin Rabbi Allah'a teslim olmakla emrolunduk biz."

72."Namazı kılın ve duayı yerine getirin.
Yaratan Yüce ALLAH'tan sakının!" diye emrolunduk.
Huzurunda haşrolunacağınız Yaratan Yüce ALLAH'tır.

73.Gökleri ve yeri hak olarak yaratan da O'dur.
"Ol!" dediği gün, hemen oluverir.
Sözü haktır O'nun.
Sûra üfleneceği gün de mülk ve yönetim O'nundur.
Âlim'dir, görünmeyeni de görüneni de bilen O'dur.
O'dur Hakîm, O'dur Her şeyden haberi olan.

74.İbrahim, babası Âzer'e şöyle demişti:
"Putları tanrılar mı ediniyorsun?
Seni de toplumunu da açık bir sapıklık içinde görüyorum."

75.Böylece biz İbrahim'e göklerin ve yerin melekûtunu gösteriyorduk ki, gerçeği görüp bilerek
inananlardan olsun.

76.Gece onun üstünü örtünce bir yıldız gördü de "İşte Rabbim bu!" dedi.
Yıldız battığında ise "Batıp gidenleri sevmem!" diye konuştu.

77.Ay'ı doğar halde görünce, "Rabbim bu!" dedi.
O batınca da şöyle konuştu: "Eğer Rabbim bana kılavuzluk etmeseydi sapıtan topluluktan
olurdum."

78.Nihayet Güneş'in doğmakta olduğunu gördüğünde, "Benim Rabbim bu, bu daha büyük!" dedi.
O da batıp gidince şöyle seslendi: "Ortak koştuğunuz şeylerden uzağım ben."

79."Ben bir hanîf olarak yüzümü gökleri ve yeri yaratana döndürdüm.
Müşriklerden değilim ben."

80.Toplumu ona karşı çıkıp kanıt getirmeye kalkıştı.
O dedi ki: "Allah hakkında benimle çekişiyor musunuz?
Beni doğru yola O iletti.
O'na ortak koştuğunuz şeylerden korkmam.
Rabbimin dilediği dışında hiçbir şey olmaz.
Rabbim bilgice herşeyi çepeçevre kuşatmıştır.
Hâlâ öğüt almayacak mısınız?"

81."Hem siz, hakkında size hiçbir kanıt indirmediği şeyleri Allah'a ortak koştuğunuz halde
korkmuyorsunuz da ben,
ortak tuttuğunuz şeylerden nasıl korkarım!
" Şimdi, eğer biliyorsanız, iki gruptan hangisi güvende olmaya ve güvenilmeye daha layıktır?

82.İman edip de imanlarını herhangi bir zulümle kirletmeyenler var ya,
güvende olma ve güvenilir olma işte onların hakkıdır; doğruyu ve güzeli yakalayanlar da onlardır.

83.İşte bunlar, kavmine karşı İbrahim'e verdiğimiz kanıtlardır.
Dilediklerimizi derece derece yükseltiriz.
Senin Rabbin Hakîm'dir, Alîm'dir.

84.Biz ona İshak'ı ve Yakub'u hediye ettik.
Hepsini doğruya ve güzele kılavuzladık.
Daha önce
Nûh'a ve onun soyundan olan Dâvud'a, Süleyman'a, Eyyûb'e, Yûsuf'a, Mûsa'ya, Hârun'a da
kılavuzluk etmiştik. Güzel düşünüp güzel davrananları böyle ödüllendiririz biz.

85.Zekeriyya, Yahya, İsa ve İlyas... Hepsi iyilik ve barış için çalışanlardandı.

86.İsmail, Elyesa', Yûnus ve Lût... Hepsini âlemlere üstün kıldık.

87.Atalarından, soylarından, kardeşlerinden bir kısmını da...
Onları seçtik ve onları dosdoğru bir yola kılavuzladık.

88.Allah'ın yol göstermesidir bu.
Kullarından dilediğini bununla iletir iyiye ve güzele.
Eğer onlar şirke bulaşsalardı yapıp ettikleri kendilerine yararsız hale gelirdi.

89.İşte bunlardır kendilerine kitap, hükmetme gücü ve peygamberlik verdiklerimiz.
Şimdi şu insanlar bütün bunları inkâr ederlerse biz, bunları inkâr etmeyecek bir topluluğu onlara
vekil ederiz.

90.İşte böyleleri, Allah'ın yol gösterdiği kimselerdir.
Sen de onların yolunu izle ve şöyle söyle:
"Ben şu yaptığıma karşılık sizden bir ücret istemiyorum. O sadece âlemlere bir öğüttür."

91.Yatratan Yüce Allah'ı, kadrine ve şanına yaraşır şekilde tanıyamadılar.
Çünkü, "Allah, insana hiçbir şey vahyetmemiştir." dediler.
De ki "Mûsa'nın insanlara bir ışık, bir kılavuz olarak getirdiği kitabı kim indirdi?
Siz o kitabı bir takım parşömenler yapıp ortaya sürüyorsunuz, birçoğunu da saklıyorsunuz.
Size, sizin de atalarınızın da bilmediği şeyler öğretildi."
"Allah!" de, sonra bırak onları saplandıkları batakta oynayadursunlar.

92.Bu da bizim, kentlerin ve medeniyetlerin anasını uyarman için indirdiğimiz bir kitap.
Kutsal ve bereketli, kendinden öncekini doğrulayıcı.
Âhirete inananlar, ona da inanırlar ve onlar namazlarına da dualarına da devam ederler.

93.Yalan düzüp Allah'a iftira eden veya kendine bir şey vahyedilmediği halde "Bana vahyedildi"
diyen kişi ile,
"Allah'ın ayet indirdiği gibi ben de indireceğim" diyen kimseden daha zalim kim vardır!
Bir görsen o zalimleri ölüm dalgaları içindeyken.
Melekler ellerini uzatmış,
"Çıkarın canlarınızı!" diye!
Bugün zillet azabıyla cezalandırılacaksınız;
Çünkü sizler Yaratan Yüce Allah'a karşı gerçek dışı şeyler söylüyorsunuz .
ve çünkü Yaratan Yüce ALLAH'ın ayetlerine karşı büyüklük taslıyordunuz.

94.Yemin olsun, sizi ilk yarattığımızdaki gibi yapayalnız ve teker teker bize geldiniz.
Size verip hayaline daldırdığımız şeyleri de sırtlarınızın arkasında bıraktınız.
Sizinle ilgili hususlarda ortaklar olduklarını sandığınız şefaatçılarınızı da yanınızda
görmüyorsunuz.
Yemin olsun, koptu aranızdaki tüm bağlar ve uzaklaşıp kayboldu yanınızdan o bir şey
sandıklarınız.

95.Hiç kuşkusuz, Allah'tır Fâlık olan ve dâneyi yaran, çekirdeği patlatan.
Ölüden diri çıkarır O; diriden ölüyü çıkaran da O'dur!
İşte budur Allah!
Peki nasıl oluyorda ters bir yöne çevriliyorsunuz?

96.Şafağı yarıp sabahı ortaya çıkaran /Fâlık O'dur!
Geceyi dinlenme zamanı yaptı;
Güneş'i ve Ay'ı hesap aracı.
İşte budur ölçülendirmesi o Azîz'in, o Alîm'in!

97.Karanın ve denizin karanlıklarında, kendileriyle yol bulmanız için yıldızları hizmetinize veren
O'dur!
Bilgiden nasipli bir topluluk için ayetleri gerçekten ayrıntılı kılmışızdır.

98.Sizi bir tek canlıdan vücuda getiren O'dur!
Bu oluşumda bir karar kılma yeri var, bir de emanet olarak kalma yeri.
İyice araştırıp kavrayan bir topluluk için ayetleri biz tam bir biçimde ayrıntılı kıldık.

99.Size gökten su indiren de O'dur!
Biz o suyla her şeyin bitkisini çıkardık.
Ondan da bir yeşillik çıkardık.
O yeşillikten birbiri üzerine binmiş dâneler çıkardık.
Hurma ağacının da tomurcuğundan sarkan salkımlar, üzümlerden bağlar, zeytin, nar çıkardık.
Birbirine benzeyeni var, benzemeyeni var.
Meyve verdiğinde ve meyveler olgunlaştığında bir bakın onun ürününe!
Bu size gösterilenlerde, iman eden bir topluluk için, çok ibret vardır!

100.Yaratan Yüce Allah'a bir de cinleri ve gözle görülmeyen yaratıkları ortak koştular.
Oysaki, onları Yüce ALLAH yaratmıştır.
Bilgisizce Yaratan Yüce ALLAH'a oğullar ve kızlar isnat etme saçmalığını gösterdiler.
Şanı yücedir O'nun!
Onların nitelemelerinin ötesindedir O!

101.Gökleri ve yeri yaratıp donatan Bedî' O'dur!
Nasıl çocuğu olur?
Yaratan Yüce ALLAH'ın bir eşi olmadı ki!
Her şeyi ALLAH yarattı ve her şeyi en iyi şekilde bilen de yanlız Yaratan Yüce ALLAH'tır

102.Rabbiniz Allah işte budur!
İlah yok O'ndan başka.
Her şeyin yaratıcısıdır, Haalik'tir O.
Yaratan Yüce ALLAH'a kulluk ve ibadet edin!
Yaratan Yüce ALLAH her şeye Vekîl'dir.

103.Gözler onu fark edip kavrayamaz.
Oysaki O, gözleri görür ve bilir.
O Latîf'tir, lütfu çok olduğu halde kendisi görülemez;
Habîr'dir, her şeyden haberdardır.

104.Gerçek şu ki, size Rabbinizden gönül gözleri gelmiştir.
Kim görürse kendisi yararına, kim körlük ederse kendisi zararına...
Ben sizin üzerinize bekçi değilim.

105.Ayetleri bu şekilde, çeşitli başlıklarla veriyoruz ki, "Sen ders aldın!" desinler,
biz de ilimden nasiplenen bir toplum için onu iyice açıklayalım.

106.Rabbinden sana vahyedilene uy!
O'ndan başka ilah yoktur.
Müşriklerden yüz çevir!

107.Allah dileseydi, şirke batmazlardı.
Biz seni onlar üzerine bekçi yapmadık.
Sen onlara vekil de değilsin.

108.Allah'ın berisinden birilerine niyazda bulunanlar
Allah dışında birileri için çağrı yapanlar
Onların, Yaratan Yüce Allah dışında yakardıklarına sövmeyin.
Yoksa onlar da düşmanlıkla ve bilgisizce Allah'a söverler.
Biz her ümmete yaptığı işi bu şekilde süslü gösterdik.
Sonra hepsinin dönüşü Rablerinedir.
O, onlara, yapmakta olduklarını haber verecektir.

109.Tüm yeminleriyle Allah'a yemin ettiler ki, eğer kendilerine bir mucize gelirse ona mutlaka
inanacaklar.
Söyle onlara:
"Mucizeler ancak Allah'ın katındadır."
Mucize geldiğinde de iman etmeyeceklerini anlamıyor musunuz?

110.Biz onların gönüllerini ve gözlerini ters çeviririz.
ilk seferinde buna iman etmedikleri gibi bırakırız.
kendilerini de azgınlıkları içinde körü körüne bocalar dururlar.

111.Eğer biz onlara melekleri indirseydik,
Ölüler kendileriyle konuşsaydı ve herşeyi toplayıp karşılarına dikseydik,
Allah'ın dilemesi dışında, yine de inanmazlardı.
Ne var ki, çokları cehalet sergiliyorlar.

112.İşte böyle, biz peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman yaptık.
Bunlar aldatmak için birbirlerine lafın yaldızlısını fısıldarlar.
Rabbin dileseydi onu yapamazlardı.
Bırak onları, düzdükleri iftiralarla başbaşa kalsınlar;

113. Ki âhirete inanmayanların gönülleri ona ısınsın, ondan hoşlansınlar, elde ettikleri şeylere
sahip olmaya devam etsinler.

114.Allah size Kitap'ı ayrıntılı kılınmış bir halde indirmişken, Allah'ın dışında bir hakem mi
arayayım?
Kendilerine Kitap verdiklerimiz, onun, Rabbinden hak olarak indirildiğini biliyorlar.
Sakın kuşkuya düşenlerden olma.

115.Rabbinin sözü hem doğruluk hem de adalet bakımından tamamlanmıştır.
O'nun sözlerini değiştirecek hiçbir kuvvet yoktur.
En iyi işiten, en iyi bilendir O.

116.Yeryüzündeki insanların çoğunluğuna uyarsan seni Allah yolundan saptırırlar.
Sadece sanıya uyarlar onlar ve sadece saçmalarlar.

117.Kendi yolundan kimin saptığını en iyi senin Rabbin bilir.
Hidayete ermiş olanları en iyi bilen de O'dur.

118.O halde, O'nun ayetlerine inanıyorsanız, üzerine Allah'ın adı anılmış olanlardan yiyin.

119.Size ne oluyor da üzerine Allah'ın adı anılmış olanlardan yemiyorsunuz?
Zorda kalışınız dışında üzerinize haram kıldığını bizzat kendisi size ayrıntılı olarak açıklamıştır.
Birçokları ilimsiz bir biçimde kendi keyiflerine uyarak halkı şaşırtıyorlar.
Hiç kuşkusuz, senin Rabbin sınır tanımaz azgınları çok iyi bilmektedir.

120.Günahın açığını da bırakın, gizlisini de.
Günah kazananlar yapıp ettiklerinin karşılığını yakında göreceklerdir.

121. Üzerine Allah'ın adı anılmayanlardan yemeyin.
Böyle bir şey tam bir yoldan çıkıştır.
Şeytanlar kendi evliyasına ve dost ve destekçilerine sizinle mücadele etmeleri için elbetteki vahiy
gönderirler.
O şeytan evliyasına boyun eğerseniz kesinlikle müşrikler ve kaybedenler oldunuz demektir.

122. Bir ölü iken kendisine hayat verdiğimiz,
insanlar içinde yürümesi için kendisine bir ışık tuttuğumuz kişinin durumu,
karanlıklar içinde kalmış ve bir türlü ondan çıkamayan kişininki gibi olur mu?
İşte böyle!
Küfre sapanlara, yapmakta oldukları süslü-püslü gösterilmiştir.

123.Biz bu şekide her kentte ve her medeniyette kodamanları,
o kent ve medeniyetin suçluları yaptık ki, orada oyunlar tezgâhlayıp tuzaklar kursunlar.
Aslında onlar öz benliklerinden başkasına oyun oynamıyorlar ama farkında değillir.

124.Onlara bir ayet geldiğinde şöyle demişlerdi:
"Allah resullerine verilenin tıpkısı bize de verilmedikçe asla inanmayacağız."
Allah resullük görevini nereye vereceğini daha iyi bilir.
Suç işleyenlere, oynadıkları oyunlar yüzünden Allah katında bir küçüklük ve şiddetli bir azap
öngörülmüştür.

125.Allah, iyiye ve güzele götürmek istediğinin göğsünü İslam'a açar.
Saptırmak dilediğinin de göğsünü öylesine daraltıp tıkar ki, o, göğe yükseliyormuş gibi olur.
Allah, iman etmeyenler üzerine pisliği işte böyle atıverir.

126.Rabbinin yolu işte budur; dosdoğru, kıvamında...
Biz öğüt alan bir topluluğa ayetleri ayrıntılı bir biçimde açıkladık.

127.Rableri katındaki huzur ve esenlik yurdu onlarındır.
İşler oldukları ameller yüzünden O, onların Velî'si oluvermiştir.

128.Gün olur şöyle diyerek onları huzurunda toplar:
"Ey cinler ve görünmez varlıklar topluluğu!
Şu insanlara gerçekten çok ettiniz ve  insanların birçoğuna göz diktiniz.
" Onların insanlardan olan dostları şöyle derler:
"Rabbimiz, kimimiz kimimizden yararlanmıştı.
Bizim için belirlediğin sürenin sonuna geldik.
" Buyurur ki: "Barınağınız ateştir.
Allah'ın dilediği zamanlar hariç orada süreklisiniz.
" Senin Rabbin Hakîm'dir, Alîm'dir.

129.İşte biz, zalimlerin bir kısmını bir kısmına, kazanır oldukları şeyler yüzünden
bu şekilde dost ve yardımcı yönetici vede önder yaparız.

130.Ey cinler ve insanlar topluluğu!
İçinizden, size ayetlerimi anlatan ve şu gününüzle yüz yüze geleceğiniz hususunda sizi uyaran
resuller gelmedi mi?
"Kendi aleyhimize tanıklık ettik." dediler.
İğreti hayat onları aldattı da küfre saptıklarına ilişkin, öz benlikleri aleyhinde tanıklık ettiler.

131.Sebep şudur: Rabbin, halkı habersiz bir haldeyken kentleri helâk edici değildir.

132.Her birinin, yapıp ettiklerinden kaynaklanan dereceleri vardır.
Rabbin onların işlediklerinden gafil değildir.

133.Senin o Ganî Rabbin rahmet sahibidir.
Dilerse sizi ortadan kaldırır ve sizi bir başka topluluğun soyundan vücuda getirdiği gibi,
ardınızdan da dilediğini sizin yerinize getirir.

134.Size vaat edilen şeyler kesinlikle meydana gelecektir.
Siz buna engel olamazsınız.

135.Ey toplumum!
Yapabileceğinizi yapın.
Ben de yapıp ediyorum.
Yakında yurdun sonunun kime ait olacağını bileceksiniz.
Gerçek olan şu ki, zalimler kurtulamayacaktır.

136.Kendi döllendirip yaydığı ekinden ve hayvanlardan Allah'a bir pay ayırdılar da kendi
zanlarınca şöyle dediler:
"Bu Allah için, bu da ortaklarımız için."
ortakları için olan Allah'a ulaşmaz, ama Allah için olan, ortaklarına ulaşıyor.
Ne kötü hüküm veriyorlar!

137.Aynen bunun gibi, müşriklerden birçoğuna,
Allah'a ortak koştukları kişiler,
öz evlatlarını öldürmeyi güzel göstermiştir ki, hem onları yok etsinler
hem de dinlerini onlar aleyhine karmakarışık hale getirsinler.
Allah dileseydi bunu yapamazlardı.
O halde onları, düzdükleri iftiralarla baş başa bırak.

138.Kendi kuruntularına uygun olarak şöyle dediler:
"Şunlar, dokunulmaz hayvanlar ve ekinlerdir.
Bizim dilediğimizden başkası yiyemez bunları.
Hayvanlar var, sırtlarına binmek yasaklanmıştır;
Hayvanlar var, Allah'a iftira yüzünden üzerlerine Allah'ın adını anmıyorlar.
Allah onları üretmekte oldukları iftiralar yüzünden cezalandıracaktır.

139.Şunu da söylediler: "Şu hayvanların karınlarındakiler erkeklerimize özgülenmiştir;
kadınlarımıza haramdır.
Yavru ölü doğarsa kadın ve erkek hepsi onda hak sahibidir.
" Bu nitelendirmeleri yüzünden Allah cezalarını verecektir.
Hakîm'dir O, Alîm'dir.

140.Şu bir gerçek ki, ilimsizlik yüzünden öz evlatlarını beyinsizce katledenlerle Allah'ın kendilerine
verdiği rızıkları,
Allah'a iftira ederek haramlaştıranlar gerçekten hüsrana uğramışlardır.
İnan olsun, sapıtmışlardır onlar; hiçbir zaman doğruyu ve güzeli bulamazlar.

141.Çardaklı ve çardaksız bahçeleri, ürünleri çeşit çeşit hurmaları,
sebzeleri, zeytinleri, narları, birbirine benzer ve benzemez biçimde oluşturan yanlız Yaratan Yüce
ALLAH'tır.
Her birinin meyvesinden, olgunlaştığı zaman yiyin ve hasat gününde onun hakkını da verin.
İsraf etmeyin, Yaratan Yüce Allah israf edenleri sevmez.

142.Hayvanlardan yük taşıyanı da yaygı ve döşek yapılanı da yaratan yine Yaratan Yüce
ALLAH'tır.
Allah'ın size verdiği rızıklardan yiyin, şeytanın adımlarını izlemeyin!
Çünkü o sizin için açık bir düşmandır.

143.Sekiz çift:
Koyundan iki,
Keçiden de iki.
De ki
"İki erkeği mi haram kıldı,
iki dişiyi mi?
Yoksa iki dişinin rahimlerinin kuşattığını mı?
Eğer doğru sözlü iseniz bana ilimle haber verin."

144.Ve deveden iki,
sığırdan iki.
De ki
"İki erkeği mi haram kıldı,
iki dişiyi mi,
yoksa iki dişinin rahimlerince kuşatılanı mı?
Yoksa Allah size bunu önerirken siz de tanıklık mı ediyordunuz?
" İlim dışı bir şekilde insanları şaşırtmak için yalan düzüp Allah'a iftira edenden daha zalim kim
olabilir?
Allah, zulme sapan bir topluluğa kılavuzluk etmiyor.

145.De ki: "Bana vahyolunanlar içinde, bu haram dediklerinizi yiyecek birine yasaklanmış bir şey
bulamıyorum.
Yalnız şunlardan biri olursa başka:
Leş,
Akıtılmış kan,
Domuz eti , ki o bir pisliktir
Allah'tan başkası adına boğazlanmış bir murdar.
" Iztırar haline düşen, başkasının hakkına dokunmamak, zorunluluk sınırını da aşmamak şartıyla
bunlardan yiyebilir.
Çünkü senin Rabbin çok bağışlayıcı, çok merhametlidir.

146.Yahudilere tüm tırnaklı hayvanları haram kıldık.
Onlara ayrıca sığır ve koyunun yağlarını da haram kıldık.
Sığır ve koyunun sırtlarının ve bağırsaklarının taşıdığı yağlarla, kemiklerle karışan yağlar bunun
dışındadır.
Bunu onlara azgınlıkları yüzünden bir ceza olarak yaptık.
Biz elbette sözünde duranlarız.

147.Artık seni yalanlarlarsa şunu söyle: "Rabbiniz çok geniş bir rahmetin sahibidir.
Ancak, O'nun azabı günaha batmışlar topluluğundan uzak tutulamaz."


148.Şirke batanlar şöyle diyecekler:
"Allah dileseydi, ne biz şirke sapardık ne de atalarımız.
Hiçbir şeyi haram da yapmazdık.
" Onlardan öncekiler de azabımızı tadıncaya kadar bu şekilde yalanlamışlardı.
De ki:
"Yanınızda, önümüze çıkaracağınız bir ilminiz var mı?
Zandan başka bir şeye uymuyorsunuz.
Sadece saçmalıyorsunuz siz."

149.En mükemmel kanıt Yaratan Yüce Allah'ındır.
O dileseydi hepinizi toptan doğru yola iletirdi.

150.Şunu da söyle: "Allah şunu haram etmiştir diye tanıklık edip duran şahitlerinizi getirin.
" Eğer tanıklık ederlerse sakın onlarla birlikte tanıklık etme!
Ayetlerimizi yalanlayanlarla âhirete inanmayanların keyifleri ardınca gitme!
Onlar, kendi Rablerine başkalarını denk tutuyorlar.

151.De ki onlara:
"Hadi gelin, Rabbinizin size neleri haram kıldığını yüzünüze karşı okuyayım:
Hiç bir şeyi O'na ortak koşmayın.
Ana ve babaya çok iyi davranın.
Yoksulluk endişesiyle çocuklarınızı öldürmeyin; biz sizi de onları da rızıklandırırız.
Kötülüklerin görünenine de gizli kalanına da yaklaşmayın.
Allah'ın saygın ve aziz kıldığı cana, bir hakkı savunmak dışında kıymayın.
Allah size bunları önerdi ki, aklınızı işletebilesiniz."

152."Yetimin malına yaklaşmayın!
Ancak rüştüne erişinceye kadar en güzel yolla ilgilenme hali müstesna.
Ölçme ve tartmayı tam bir dürüstlükle yerine getirin.
Hiç kimseye yaratılış kapasitesinin üstünde yükümlülük getirmiyoruz.
Konuştuğunuz zaman, yakınlarınızın aleyhine de olsa, adaleti gözetin.
Ve Allah'a verdiğiniz söze sadık kalın.
Düşünüp öğüt alasınız diye O size bunları önerdi.

153.Bu benim dosdoğru yolumdur, onu izleyin, başka yolları izlemeyin!
Yoksa bu hal sizi ALLAH'ın yolundan uzaklaştırıp parçalara böler.
Sakınıp korunasınız diye O bunu önermiştir size.

154.Sonra, güzel davrananlara nimetimizi tamamlamak,
her şeyi ayrıntılı kılmak, bir kılavuz ve rahmet olmak üzere Mûsa'ya o Kitap'ı verdik ki
onlar Rablerine kavuşacaklarına inanabilsinler.

155.Bu da bizim indirdiğimiz bir kitaptır.
Kutsal ve bereketli.
Artık ona uyun ve sakının ki size rahmet edebilsin.

156."Kitap, bizden önce iki topluluğa indirildi.
Biz onu okuyup araştırmaktan gerçekten habersizdik." demeyesiniz.

157.Şunu da söylemeyin "Eğer bize Kitap indirilmiş olsaydı, onlardan daha doğru yürüyüşlü
olurduk.
" Artık size Rabbinizden bir beyyine, bir kılavuz ve bir rahmet gelmiş bulunuyor.
Allah'ın ayetlerini yalanlayıp onlardan yüz çevirenden daha zalim kim var?
Ayetlerimize sırt dönenleri, yüz çevirmeleri yüzünden azabın en acıklısıyla cezalandıracağız.

158.Neyi bekliyorlar?
Kendilerine meleklerin gelmesini mi, Rabbinin gelmesini mi, yoksa Rabbinin bazı mucizelerinin
gelmesini mi?
Rabbinin bazı mucizeleri geldiği gün,
daha önce iman etmemiş yahut imanında bir hayır sahibi olamamış kişiye imanı hiçbir yarar
sağlamayacaktır.
De ki: "Bekleyin!
Doğrusu biz de bekliyoruz."

159.Dinlerini parça parça edip fırkalara, hiziplere bölünenler var ya, senin onlarla hiçbir ilişiğin
yoktur.
Onların işi Allah'a kalmıştır.
Allah onlara, yapıp ettiklerini haber verecektir.

160.Kim bir güzellikle gelirse ona, getirdiğinin on katı var.
Kötülükle gelene ise yaptığının kadarından fazla ceza verilmez.
Onlar, haksızlığa uğratılmayacaklardır.

161.De ki: "Beni, dosdoğru yola Rabbim iletmiştir.
Güçlü, pürüzsüz bir dine, hanîf olan İbrahim'in milletine. Müşriklerden değildi o."

162.De ki: "Benim namazım ve duam, kulluğum ve bağışım, hayatım, ölümüm âlemlerin Rabbi
olan Allah içindir."

163."Ortağı yoktur O'nun.
Bununla emrolundum ben. Ve Müslümanların ilkiyim ben."

164.Şunu da söyle: "Allah herşeyin Rabbi iken O'ndan başka rab mı arayayım?
Her benliğin kazandığı kendi üstünde kalır.
Hiçbir günahkâra bir başka günahkârın yükünü taşımaz.
Nihayet dönüşünüz Rabbinizedir.
Tartışmaya girdiğiniz şeyleri O size haber verecektir."

165.Sizi yeryüzünde öncekilere halefler yapan O'dur.
Verdiği nimetlerle sizi denemek için kiminizi kiminiz üzerine derecelerle yükseltmiştir.
Rabbin ceza verdiğinde çok süratli verir.
Ama O, gerçekten çok affedici, çok merhametlidir.