Murat Bardakçı - Haber Türk
Cehaletin de bir sınırı var!
BİR haftadır yurtdışındayım ama gündemi hemen her dakika değişen Türkiye’de nelerin olup bittiğini merak etmemek ne
mümkün? Saat başı gazetelerin internet sitelerine giriyorum...

İki gün önce, bir “Mustafa Sabri Efendi tartışması” çıktı: Tokat’taki bir imam-hatip lisesine Tokatlı Şeyhülislâm Mustafa
Sabri Efendi’nin ismi verilmiş ama gelen tepkiler üzerine vazgeçilmiş ve okulun ismi “Tokat Şehit Yakup Akdağ Anadolu
İmam Hatip Lisesi” yapılmış.

Tepkilerin gerekçesi ise, mâlûm: Mustafa Kemal Paşa, arkadaşları ve Kuvâ-yı Milliye aleyhindeki meşhur idam fetvalarını
Mustafa Sabri Efendi’nin verdiği iddiası.

Tartışma işte bundan çıkıyor ama sâbık Şeyhülislâm’ı savunanların da, veryansın edenlerin de söylediklerinin hemen hepsi
yanlış!

YANLIŞLAR VE DOĞRULARI

Şimdi baştan aşağı hatâlı ve uydurma olan bu iddiaların birkaçını nakledip doğrularını yazayım:

- Mustafa Kemal ve Kuvâ-yı Milliye hakkındaki idam fetvasını Mustafa Sabri Efendi vermişmiş...

Yanlış! Tarihimizin yüzkarası olan o fetvayı veren Mustafa Sabri değil bir başka şeyhülislâmdır: Dürrizâde Abdullah
Beyefendi! Fetvanın tarihi 10 Nisan 1920’dir ve o tarihte “meşihat” ta, yani şeyhülislâmlık makamında Dürrizâde vardır.
Dürrizâde 5 Nisan ile 30 Temmuz 1920 arasında, yani 3 ay 25 gün boyunca şeyhülislâmlık yapmış ve bu pisliği işte o sırada
etmiştir.

- Mustafa Sabri Efendi, Damad Ferid’in “değişmez şeyhülislâmı” imiş ve bu makama beş defa gelmişmiş...

Uydurma! Damad Ferid Paşa beş hükümet kurmuş ama Mustafa Sabri’ye beş değil, dört hükümette görev vermiştir.
Kurduğu dördüncü hükümetin sadrazamı Dürrizade Abdullah Efendi’dir ve fetva rezaleti bu hükümette yaşanmıştır.

- Mustafa Sabri Efendi, Damad Ferid Paşa ile beraber Sevr Andlaşması’nı imzalayan hükümetin de üyesi imiş!

Palavra! Sevr Andlaşması’nın altında Damad Ferid’in, Mustafa Sabri’nin yahut hükümetin imzası yoktur; bu utanç belgesini
Türkiye’nin Bern’deki olağanüstü temsilcisi ve tam yetkili ortaelçisi Reşad Halis Bey ile her ikisi de “Âyân Meclisi Üyesi”
yani “senatör” olan Rıza Tevfik Bey (Bölükbaşı) ve Hâdi Paşa imzalamışlardır.

AL BİRİNİ VUR ÖTEKİNE!

Açık söyleyeyim: Mustafa Sabri Efendi imparatorluğun son döneminin önemli bir din âlimidir, sözkonusu fetvalar gerçi ona
ait değildir ama İttihad ve Terakki’ye muhalefeti yüzünden Kuvâ-yı Milliye’ye de karşı çıkmış ve Dürrizade Abdullah Efendi
kadar olmasa bile millî harekete büyük zararlar vermiştir. Hele, Lozan Andlaşması’nın imzalanmasından sonra hazırlanan
150’likler listesine alınması üzerine gittiği sürgünde genç Cumhuriyet’in aleyhinde yaptığı neşriyat ile yayınladığı “Yarın”
Gazetesi’ndeki yazıları da öyle yenilir-yutulur şeyler değildir. İş böyle olunca, bir okula isminin verilmesinin tepki görmesi ve
okulun adının değiştirilmesi kaçınılmazdır.

Ama ortada daha vahim bir vaziyet var: Mustafa Sabri Efendi’nin aleyhinde demediklerini bırakmayanların onun hakkında
hiçbirşey bilmemeleri, meselâ Kuvâ-yı Milliye aleyhindeki Dürrizade fetvalarını ona ait zannetmeleri ama âbık şeyhülislâmın
ismini okula verenlerin de kahramanlaştırmaya çalıştıkları kişi hakkında tıngır tıngır olmaları ve “Bu fetva onun değil”
diyememeleri...

Her iki taraf da birbirinden boş ve eskilerin “Cehâlet bir belâdır ki giriftâr olmayan bilmez” sözüne mükemmel birer örnek
teşkil ediyorlar!