ŞEYHLERİ EFENDİ YAPAN MÜRİTLER

Ölen şeyhlerin kabirlerinde yapılan garip hareketler; bez bağlamalar, eğilmeler ve secdeler de başlı başına İslam ve
insanlık adına bir rezalet tablosudur.

Şeyhlerin birçoğunun ölmeden tarikatın devamını oğluna, damadına, kardeşine bırakması; genelde, manevi ve maddi
sömürü çarkının aile tekelinde tutulması da sayısız garipliklerin bir halkasıdır. Oysa dinimize göre emanet ehline verilir,
kan bağı olana değil.

Müritlere bile layık görülen evliyalık mertebeleri, şeyhlere çok daha abartılı bir şekilde verilir.

Şeyhlerin kerameti diye öyle hikâyeler anlatılır ki Kuran’da anlatılan birçok Peygamber mucizesinin bile bu kerametler
kadar olağanüstü olmadığı görülür. “Şeyh uçmaz, mürit uçurur” deyimiyle, halkın arasında ifadesini bulan bu olgu, ayrı
tarikatın müritlerinin birbirlerine karşı hava atma mekanizmasıdır.

En çok ve en büyük kerameti gösteren şeyhin müridi olmanın gururunu tatmak isteyen müritler, her seferinde
şeyhlerini diğer şeyhten biraz daha fazla uçurarak, bu yarışı karşılıklı devam ettirirler.

Hayvanları, insanları canlandıranlar;
Denizlerin, okyanusların üstünde yürüyenler;
Aynı anda bir sürü yerde gözükenler; neler vardır, neler…

Süpermen şeyhler kalpleri bilir, uzaktan kumandalı yönlendirmelerde bulunur, bir bakışıyla hidayete erdirir, dilediğini
cin veya diğer yöntemleriyle çarpar; üfürüğü, tükürüğü, nefesi ile şifalar saçar, dokunuşuyla âlemlere nurlar yağdırırlar!
Müridin en iyisi gözü kapalı itaat eden ve itaati en çok olandır.

Birçok tarikatın etki alanı içinde olanlar; ne yazık ki araştırma ve akletme yerine taklidi ve tabi olmayı gerektiren bu
tarikatların düşünceye vurduğu zincirlerden kurtulamamaktadırlar.
Körü körüne itaat, hayatın zevklerinden kendini soyutlama, az gülme, aklı az kullanma gibi özellikler; birçok tarikatın
yerleştirdiği zihniyetin sonuçlarıdır. Hatta tahminimizce bir araştırma yapılsa, bugün İslam ülkelerindeki halkın, belli
liderleri tartışmasız önder kabul etmelerinin kökündeki sebeplerinden biri olarak da İslam coğrafyasında uzun ve derin
etkisi olan tarikatlara ve onların şeyhlerine körü körüne uymayı buluruz. “Karı gibi gülmek” gibi hayattan gülerek zevk
almayı ve neşeli olmayı hoş karşılamayan deyimlerin çıkış sebeplerinde de yıllarca etki etmiş tarikat terbiyesini
bulabiliriz.
Kanaatimizce tarikatların verdiği bu terbiye geleneğe dönüşerek, günümüzde tarikatla alakası olmayanların bile
yaşamlarında, farkında olmamalarına rağmen derin etkiler bırakmıştır. Çilede medet ummayı ve bir insanı aşırı
yüceltip, körü körüne o insana bağlanmayı gerektiren tarikatlar; Kuran’ın istediği aklını çalıştıran insan modelinin
önünde önemli engellerdir.
Kuran’a gidip, Kuran dışında tüm dini kaynakları, hadisleri, ilmihal kitaplarını, mezheplerin dinini Kuran’ın önünden
süpürmek, nasıl Kuran’ın anlattığı dinin ortaya çıkmasının bir şartıysa, aynı şekilde tarikatlar da Kuran’ın anlattığı dinin
ortaya çıkıp, dini, şeyhlerin tekelinden kurtarmak için, süpürülmesi gerekenler listesine dahil edilmelidirler. Böylece
dinimizin bağlıları Peygamberimiz’in ve daha sonra dört halifenin döneminde olduğu gibi, Kuran dışında kaynak kitabı
olmayan, cami dışında tekke gibi alternatif kutsal kurumları olmayan, şeyh gibi Allah’la kul arasında aracılık yapan
ruhban sınıfı tanımayan, Allah dışında hiçbir varlığa teslim olmayan, kalple beraber aklını da çalıştıran; yalnız Allah’a
kul olan kullar olacaklardır.

Haberin olsun, halis din yalnızca Allah’ındır. O’ndan başkalarını evliyalar edinerek “Biz bunlara yalnız bizi
daha fazla Allah’a yaklaştırmaları için kulluk ediyoruz” diyenlere gelince; Allah tartışıp durdukları konuyla
ilgili hükmünü verecektir. Şu bir gerçek ki Allah yalancı, inkarcı kişiyi doğru yola iletmez.
39- Zümer Suresi 3

Rabbinizden size indirilene uyun. O’ndan başka evliyaların ardına düşmeyin. Siz ne kadar da az öğüt
alıyorsunuz.
7- Araf Suresi 3


Her Şeyin Doğrusunu Yanlız Yüce ALLAH bilir !


Yazarın eski yazıları
Kuran Büyü kitabı değildir!
Sedat Kadiroğulları