105. Hucurat - Odalar  Süresi: Medine'de 18 Ayet Olarak İndirildi!

    1.Ey iman edenler: Yaratan Yüce Allah'tan korkun ve resulünün önüne geçmeyin! Allah gerçekten çok iyi
    duyan ve gereğince her şeyi bilendir.

    2. Ey iman edenler: Seslerinizi Peygamber'in sesinin üstüne yükseltmeyin!
    Kiminizin kiminize bağırarak konuştuğu gibi, onun huzurunda sözü yükseltmeyin!
    Yoksa siz hiç farkında olmadan amelleriniz eriyip gider.

    3. Allah resulünün huzurunda seslerini alçaltanlar var ya, onlar Allah'ın, gönüllerini takva için imtihan ettiği
    kişilerdir.  Onlar için bir büyük ödül bir bağışlanma vardır .

    4. Hücrelerin arkasından sana seslenenlere gelince, onların çoğu aklını çalıştırmaktadır.

    5. Eğer onlar, sen yanlarına çıkıncaya dek sabretmiş olsalardı, kendileri için elbette daha hayırlı olurdu.
    Allah Gafûr'dur.
    Allah Rahîm'dir.

    6. Ey iman sahipleri!
    Özü ve sözü bozuk birisi size bir haber getirdiğinde, hemen araştırıp inceleyin ve delil arayın!
    Yoksa bilgisizlikle bir topluluğu suçlar da yapmış olduğunuza pişmanlık duyar hale gelirsiniz.

    7. Bilin ki, Allah'ın resulü içinizdedir.
    Eğer o çoğu işte size uysaydı, gerçekten zorlukla karşılaşır, sıkıntıya düşerdiniz ama Allah, imanı size
    sevdirmiş ve onu gönüllerinizde süslemiştir.
    Ve size küfrü, öz ve söz bozukluğunu, isyanı çirkin göstermiştir.
    Rüşte ermiş olanlar işte bunlardır;

    8. Allah'tan bir lütuf ve nimet olarak.
    Allah Alîm'dir.
    Allah, Hakîm'dir.

    9. Müminlerden iki zümre çarpışırlarsa, onların aralarında hemen barışı kurun!
    Eğer onlardan biri öteki aleyhine sınır tanımazlık edip saldırırsa, azgınlık edenle, Allah'ın emrine dönünceye
    kadar savaşın. Eğer vazgeçerse, yine ikisi arasını adalet ve dürüstlükle sulh edin.
    Kuşkusuz, Allah adalette titiz davrananları sever.

    10. Şu bir gerçek ki, müminler sadece kardeştirler.
    O halde kardeşleriniz arasında barışı sağlayın .

    11. Ey inananlar! Bir topluluk başka bir toplulukla alay etmesin! Olabilir ki, alay ettikleri topluluk
    kendilerinden hayırlıdır.
    Kadınlar da başka kadınlarla alay etmesinler, alay ettikleri, kendilerinden hayırlı olabilir.
    Öz benliklerinizi ayıplamayın ve kendi nefislerinizde ayıplar aramayın; birbinize lakaplar yakıştırmayın.
    İmandan sonra sapıklıkla adlanmak ne kötü şeydir!
    Kim ki tövbe etmez, işte böyleleri zalimlerdir.

    12. Ey Yüce Allah'a inananlar: Zandan çok sakının, çünkü zannın bir kısmı günahtır.
    Sinsi casuslar gibi ayıp aramayın!
    Dedikodu yaparak biriniz ötekini arkasından çekiştirmesin!
    Sizden biri, ölmüş kardeşinin etini yemek ister mi?
    Bakın bundan iğrendiniz.
    Allah'tan sakının!
    Hiç kuşkusuz, Allah tövbeleri çok kabul eden, rahmeti sonsuz olandır.

    13. Ey insanlar! Ben sizi, bir erkekle bir dişiden yaratıp, örfler yoluyla tanışıp kaynaşasınız diye sizi
    milletlere,boylara ayırdım. Hiç kuşkusuz, Allah katında en seçkininiz, sakınılması gereken şeylerden en çok
    sakınanınızdır. Allah her şeyi bilir, her şeyden haberdardır.

    14. Bedeviler: "İman ettik." dediler. De ki: "Siz iman etmediniz. Ancak 'Müslüman' olduk deyin. İman sizin
    kalplerinize girmemiştir. Eğer Allah'a ve resulüne itaat ederseniz Allah, yapıp ettiklerinizden hiçbir şey
    eksiltmez.  
    Çünkü Allah Gafûr'dur,  Allah Rahîm'dir."

    15. Müminler ancak şu kimselerdir ki, Allah'a ve resulüne iman ederler; sonra hiçbir kuşkuya düşmezler ve
    mallarıyla, canlarıyla Allah yolunda didinirler. İşte bunlardır, özü ve sözü birbirine uyanlar.

    16. De ki: "Siz Allah'a dininizi mi öğretiyorsunuz?
    Oysaki Allah, kainatta ve yeryüzündeki göklerde ne var hepsini bilir.
    Allah her şeyi çok iyi bilmektedir."

    17. İslam'a girmelerini senin başına kakıyorlar. De ki: "İslamınızı benim başıma kakmayın,
    aksine, eğer özü ve sözü doğru insanlarsanız, sizi imana kılavuzladığı için Allah hepinizi minnet borcu altına
    sokar."

    18. Şu bir gerçek ki, Allah kainatın ve yeryüzündeki göklerin ve yerin bilinmeyenini bilir.
    Allah, yaptıklarınızı iyice görmektedir.