70. Nahl-Arı Süresi: Mekke'de 128 Ayet Olarak İndirildi!

    1. Allah’ın emri geldi, acele gelmesini istemeyin.
    Allah onların ortak koştukları şeylerden münezzehtir, ve çok yücedir.

    2. Kullarından dilediğine kendi emrinden ruh ile melekleri indirir ve şunu bildirir: “İnsanları uyarın ki,
    benden başka ilâh yoktur, benden korkun.”

    3. Gökleri ve yeri hak ile yaratmıştır. Onların ortak koştukları şeylerden münezzehtir.

    4. İnsanı bir damla sperm den yaratmıştır. Böyle iken o nasıl oluyor da apaçık bir hasım kesiliyor?

    5. Allah hayvanları da yaratmıştır.
    Onlarda sizi ısıtacak şeyler ve birçok faydalar vardır. Onların etlerini de yersiniz.

    6. Akşamları getirirken, sabahları salıverirken de sizin için bir güzellik vardır .

    7. Kendi kendinize zor varacağınız memleketlere yüklerinizi taşırlar. Şüphesiz ki Rabbiniz çok şefkatli ve pek
    merhametlidir.

    8. Atları, katırları ve merkepleri de sizin için binek ve süs hayvanı olarak yaratmıştır.
    Bilmediğiniz daha nice şeyleri de yaratır.

    9. Yolun doğrusunu göstermek Allah’a âittir. Yolun eğri olanı da vardır. Allah dileseydi hepinizi hidayete
    erdirirdi.

    10. Size gökten su indiren Allah'tır. O sudan içersiniz. Hayvanlarınızı otlattığınız bitkiler de onunla biter.

    11. Allah onunla size ekinler, zeytin ve hurma ağaçları, üzümler ve her çeşit meyveler yetiştirir.
    Bunda düşünen bir topluluk için âyetler vardır.

    12. Geceyi gündüzü, güneşi ve ay’ı sizin hizmetinize verip musahhar kıldı. Yıldızlar da O’nun buyruğuna
    boyun eğmiştir. Elbette bunların her birinde aklını kullananlar için âyetler  vardır.

    13. Yeryüzünde rengârenk şeyleri de sizin için Allah yaratmıştır. Bunda da öğüt alan bir topluluk için âyet  
    vardır.

    14. Taze et yemeniz, takınacağınız süs eşyanızı çıkarmanız ve Allah’ın bol nimetinden istifade etmeniz için
    denize boyun eğdiren Allah’tır. Nitekim gemilerin denizi yara yara gittiklerini görürsün.
    Artık belki şükredersiniz!

    15. Sizi sarsmaması için yeryüzünde sabit dağlar, nehirler ve belki yolunuzu bulursunuz diye yollar meydana
    getirdi.

    16. Ve nice işaretler yarattı. Onlar yıldızlarla da yollarını bulurlar.

    17. Hiç, yaratan yaratmayan gibi olur mu? Düşünmez misiniz?

    18. Allah’ın nimetini birer birer saymaya kalkışsanız, sayamazsınız. Şüphesiz ki Allah çok bağışlayıcı ve
    merhamet edicidir.

    19. Allah, gizlediklerinizi de açığa vurduklarınızı da bilir.

    20. Allah’ı bırakıp da taptıkları şeyler, hiçbir şey yaratamazlar. Esasen onlar kendileri yaratıktır.

    21. Onlar diri değildirler, ölüdürler. Ne zaman diriltileceklerini de bilemezler.

    22. İlâhınız bir tek ilâhtır. Ahirete inanmayanların kalpleri inkârcıdır, onlar büyüklük taslarlar.

    23. Şüphe yok ki Allah onların gizlediklerini de, açığa vurduklarını da bilir.
    Allah büyüklük taslayanları aslâ sevmez.

    24. Onlara: “Rabbiniz ne indirdi?” denildiği zaman: “Öncekilerin masallarını!” derler.

    25. Böylece onlar kıyamet gününde hem kendi günahlarını tam olarak yüklenirler, hem de bilgisizce
    saptırdıkları kimselerin günahlarının bir kısmını yüklenirler. Dikkat edin! Yüklendikleri yük ne kötüdür!

    26. Kendilerinden öncekiler de hile yapmışlardı. Sonunda Allah onların binalarına temelinden geldi de,
    böylece üstlerindeki tavan tepelerine çöktü. O azap onlara hiç ummadıkları yerden geldi.

    27. Sonra kıyamet gününde onları rezil eder ve der ki: “Kendileri hakkında düşman kesildiğiniz ortaklarım
    nerede?” Kendilerine ilim verilmiş olanlar derler ki: “Şüphesiz ki bugün rezillik ve kötülük kâfirlerin
    üzerinedir.”

    28. Nefislerine zulmederken meleklerin canlarını aldığı kimseler ölüme teslim olurlar. “Biz hiç kötülük
    yapmıyorduk!” derler. Melekler de onlara şöyle cevap verirler: “Hayır! Allah sizin yaptıklarınızı elbette çok
    iyi bilendir.”

    29. “O halde içinde ebedî kalmak üzere, cehennemin kapılarından girin.
    Büyüklük taslayanların yeri ne kötüdür!”

    30. Allah’tan korkanlara da: “Rabbiniz ne indirdi?” denildiği zaman: “Hayır indirdi.” derler. Bu dünyada
    güzel işler yapanlara güzellik vardır, ahiret yurdu ise onlar için daha hayırlıdır. Takvâ sahiplerinin yurdu ne
    güzeldir!

    31. Altlarından ırmaklar akan Adn cennetlerine girerler. Orada onlar için diledikleri her şey vardır. İşte
    Allah takvâ sahiplerini böyle mükâfatlandırır.

    32. Onlar meleklerin: “Selâm sizin üzerinize olsun. Yapmış olduğunuz iyi işlere karşılık cennete girin!”
    diyerek iyilikle canlarını aldıkları kimselerdir.

    33. Onlar kendilerine meleklerin gelmesini veya Rabbinin emrinin gelmesini mi bekliyorlar? Onlardan
    öncekiler de aynı şeyi yapmışlardı. Allah onlara zulmetmedi, fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı.

    34. Sonunda da yaptıklarının cezasına uğradılar ve alay ettikleri şey onları kuşatıverdi.

    35. Allah'a şirk koşanlar dediler ki: “Eğer Allah dileseydi biz de, atalarımız da Allah'tan başka hiçbir şeye
    tapmazdık, Allah'sız hiçbir şeyi de haram etmezdik.” Onlardan öncekiler de aynı şeyi yapmışlardı.
    Peygamberlere düşen apaçık tebliğ değil midir?

    36. Andolsun ki biz her ümmete: “Allah’a ibadet edin, Tâğut’tan sakının!” diye bir peygamberler gönderdik.
    İçlerinden kimine Allah hidayet etti, kimine de sapıklık hak oldu. Yeryüzünde gezin de, yalanlayanların
    sonunun nasıl olduğunu görün!

    37. Sen onların hidayete ermelerini ne kadar istesen de şüphesiz ki Allah, saptırdığı kimseleri hidayete
    erdirmez ve onların yardımcıları da yoktur.

    38. Onlar bütün güçleriyle: “Allah ölen kimseyi tekrar diriltmez.” diye Allah’a yemin ettiler.
    Hayır, öyle değil! Bu, O’nun hak olarak verdiği bir sözdür. Fakat insanların çoğu bilmezler.

    39. Hakkında ihtilâfa düştükleri şeyi onlara açıklaması ve kâfir olanların da gerçekten yalancı olduklarını
    bilmeleri için mutlaka diriltileceklerdir.

    40. Ben bir şeyin olmasını dilediğim zaman, sözüm ona ancak: “Ol!” dememden ibarettir.
    O da derhal oluverir.

    41. Kendilerine zulüm yapıldıktan sonra Allah yolunda hicret edenleri andolsun ki dünyada güzel bir yere
    yerleştiririz. Ahiret mükâfatı ise daha büyüktür. Keşke bilmiş olsalardı!

    42. Onlar sabreden ve yalnız Rablerine güvenen kimselerdir.

    43. Biz senden önce de elçi olarak kendilerine vahyettiğimiz erkeklerden başkasını göndermedik.
    Eğer bilmiyorsanız, zikir ve Kur'an ehline sorun.

    44.Açık delilleri, kitaplarla gönderdim. Sana da bu zikiri/Kur'an'ı vahyettim ki, kendilerine indirileni
    insanlara açık-seçik bildiresin de derin derin düşünebilsinler.

    45. Kötü tuzaklar kuranlar, Allah’ın kendilerini yerin dibine geçirmeyeceğinden veya kendilerine hiç
    ummadıkları bir yerden azabın gelmeyeceğinden emin mi oldular?

    46. Yahut dönüp dolaşmaları sırasında kendilerini yakalamayacağından... Onlar buna engel de olamazlar.

    47. Yoksa kendilerini korkuta korkuta, sindire sindire yakalamayacağından emin midirler? Kuşkusuz ki, sizin
    Rabbiniz gerçekten Raûf'tur, Rahîm'dir.

    48. Allah’ın yarattığı şeyleri görmüyorlar mı? Onların gölgeleri, küçülerek ve Allah’a secde ederek sağa sola
    döner.

    49. Göklerde ve yerde bulunan bütün canlılar ve melekler, büyüklük taslamaksızın Allah’a secde ederler.

    50. Üstlerinde olan Rablerinden korkarlar ve emredildikleri şeyleri yaparlar.

    51. Allah buyurdu ki: “İki ilâh edinmeyin. O ancak bir tek ilâhtır. Yalnız benden korkun.”

    52. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'ındır ve din de sadece Allah'a âittir.
    Yoksa Allah’tan başkasından mı korkuyorsunuz?

    53. Ne ki nimetleriniz varsa hepsi Allah’tandır.
    Sonra size bir zarar dokunduğunda yalnız O’na yalvarırsınız.

    54. Sonra da o zararı sizden giderdiğinde, içinizden bir kısım kimseler hemen Rablerine ortak koşarlar.

    55. Kendilerine verdiğimize nankörlük etmek için böyle yaparlar.
    O halde bir süre daha faydalanın, yakında bileceksiniz!

    56. Tutuyor, kendilerine verdiğimiz rızıklardan, hiçbir şeyin farkında olmayanlara pay çıkarıyorlar.
    Allah'a yemin olsun ki, iftira edip durduğunuz şeylerden kesinlikle hesaba çekileceksiniz.

    57. Tutuyor, Allah'a kızları nispet ediyorlar. Hâşâ! O, bunlardan arınmıştır.
    İştah duydukları şeyler de kendilerinin mi?

    58. İçlerinden birine kız çocuğu müjdelendiği zaman, öfkelenmiş olarak yüzü simsiyah kesilir.

    59. Kendisine verilen müjdenin kötülüğünden dolayı kavminden gizlenmeye çalışır. O çocuğu utanç içinde
    yanında mı tutsun, yoksa toprağa mı gömsün? Dikkat edin, verdikleri hüküm ne kadar kötü!

    60. Kötü sıfat ahirete inanmayanlarındır.
    En yüce vasıflar ise Allah’ındır.
    O Azîz’dir, hükmünde hikmet sahibidir.

    61. Eğer Allah zulümleri yüzünden insanları cezalandırsaydı, yeryüzünde tek canlı bırakmazdı.
    Fakat onları takdir edilen bir süreye kadar geciktirir.
    Süreleri dolunca da, ne bir an geri kalabilirler ne de ileri geçerler.

    62. Hoşlarına gitmeyen şeyleri Allah’a nisbet ederler.
    Güzel şeylerin ise kendilerinin olduğunu anlatan dilleri de yalan söylüyor.
    Hiç şüphesiz ki onlar için sadece ateş vardır ve onlar ateşe sürüleceklerdir.

    63. Resulüm! Allah’a andolsun ki senden önceki ümmetlere de peygamberler gönderdim. Fakat şeytan onlara
    yaptıkları işlerini hep güzel gösterdi. Bugün de dostları odur ve onlar için elem verici bir azap vardır.

    64. Resulüm! Ben bu Kitab’ı sana, sırf anlaşmazlığa düştükleri şeyleri onlara açıklaman ve iman eden bir
    topluluğa da hidayet ve rahmet olması için indirdim.

    65. Allah gökten su indirdi.
    Onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltti.
    Şüphesiz ki bunda işiten bir topluluk için âyetler vardır.

    66. Hayvanlarda da sizin için kesin bir ibret vardır. Size onların karınlarından, fışkı ile kan arasından halis
    bir süt içiriyoruz ki, içenlerin boğazlarından kayar gider.

    67. Hurmalıkların meyvalarından, üzümlerden de sarhoş edici bir içecek ve güzel bir rızık elde edersiniz.
    İşte bunda, aklını işleten bir topluluk için kesin bir mucize vardır.

    68. Rabbin bal arısına: “Dağlarda, ağaçlarda ve hazırlanmış kovanlarda yuva edin!” diye emretti.

    69. "Sonra, meyvaların her türünden ye de boyun bükerek Rabbinin yollarına koyul." Onun karıncıklarından,
    renkleri çeşit çeşit bir içecek çıkar ki, insanlar için onda şifa vardır. Derin derin düşünen bir topluluk için,
    bunda kesin bir mucize var.

    70. Allah sizi yarattı, sonra sizi vefat ettirecek. İçinizden bazıları, ömrün en basit ve düşük noktasına geri
    çevirilir ki, bir ilimden sonra hiçbir şey bilmez olsun.
    Allah Alîm'dir,
    Allah Kadîr'dir.

    71. Allah rızık hususunda kiminizi kiminizden üstün kıldı.
    Üstün kılınanlar, ellerinin altındakilere kendi rızıklarını vermiyorlar ki, o rızık hususunda eşit olsunlar.
    Yoksa Allah’ın nimetini inkâr mı ediyorlar?

    72. Allah sizin için kendinizden eşler yarattı.
    Eşlerinizden de sizin için oğullar torunlar vâretti.
    Hoş nimetlerle, güzel rızıklarla sizi besledi.
    Böyleyken onlar hâlâ bâtıla mı inanıyorlar, Allah’ın nimetini inkâr ediyorlar?

    73. Onlar Allah’ı bırakarak kendilerine göklerden ve yerden hiçbir şeyi rızık olarak vermeye sahip olmayan
    ve buna güçleri de yetmeyen şeylere mi tapıyorlar?

    74. Allah’a benzerler ortaya koymaya kalkmayın. Şüphesiz ki Allah bilir siz bilmezsiniz.

    75. Allah size bir misal verir: Hiçbir şeye gücü yetmeyen ve başkasının malı olan bir köle ile, katımdan
    kendisine verdiğim güzel rızıktan gizli ve açık harcayan bir kimse hiç eşit olur mu?
    Hamd Allah’a mahsusturü fakat onların çoğu  bilmezler.

    76. Allah iki kişiyi misal olarak verir. Birisi dilsizdir, hiçbir şey beceremez, efendisinin üzerine bir yüktür,
    onu nereye gönderse bir hayır getirmez. Şimdi bu adamla, doğru yolda yürüyerek adaleti emreden kimse bir
    olabilir mi?

    77. Göklerin ve yerin bilinmezi Allah’a âittir.
    Kıyamet saatinin kopuşu bir göz kırpması kadar yahut daha yakın bir zamanda olur.
    Şüphesiz ki Allah her şeye kâdirdir.

    78. Allah sizi analarınızın karnından kendiniz hiçbir şey bilmiyorken çıkardı.
    Şükredesiniz diye de kulaklar, gözler ve gönüller verdi.

    79. Göğün boşluğunda Allah'ın emrine boyun eğdirilmiş olan kuşları görmüyorlar mı?
    Onları havada tutan Allah’tan başkası değildir. Şüphesiz ki bunda inanan bir topluluk için ibretlik âyetler  
    vardır.

    80. Allah size, evlerinizi huzur ve sükûn yeri yaptı.
    Hayvan derilerinden size, gerek güç gününüzde gerek konduğunuz sırada rahatça taşıyacağınız evler yaptı.
    Ayrıca, hayvanların; yünlerinden, yapağılarından ve kıllarından belli bir süreye kadar kullanabileceğiniz
    giyimlikler, döşemelikler ve kullanım eşyası verdi.

    81. Allah yarattığı şeylerden sizin için gölgeler yaptıü dağlarda da sizin için barınaklar vâretti.
    Sizi sıcaktan koruyacak elbiseler ve savaşta sizi koruyacak zırhlar verdi.
    İşte böylece Allah, müslüman olmanız için size olan nimetini tamamlıyor.

    82. Yine de yüz çevirirlerse artık sana düşen, açık bir tebliğden başka şey değildir.

    83. Allah'ın nimetini biliyorlar, sonra da onu inkâr ediyorlar.
    Çoğu nankördür bunların.

    84. O gün her ümmetten bir şâhit getiririz. İnkâr edenlere itiraz için izin verilmez, özürleri de dinlenmez.

    85. O zâlimler azabı gördüklerinde, artık onlardan azap hafifletilmez, kendilerine mühlet de verilmez.

    86. Şirk koşanlar, şirk koştukları şeyleri gördükleri zaman derler ki: “Rabbimiz! İşte bunlar seni bırakıp da
    tapmış olduğumuz ortaklarımızdır.” Onlar da bunlara: “Doğrusu siz yalancılarsınız!” diye lâf atarlar.

    87. O gün onlar Allah’a teslim olurlar ve uydurup düzdükleri şeyler onlardan uzaklaşıp giderler.

    88. İnkâr edip de insanları Allah’ın yolundan alıkoyanlara, fesat çıkarmaları yüzünden, azap üstüne azap
    vereceğim.

    89. O gün her ümmete kendilerinden bir şâhit gönderirim ve seni de bunların üzerine şâhit olarak getiririm.
    Biz bu Kitab’ı sana her şey için bir açıklama, bir hidayet ve rahmet kaynağı, müslümanlar için bir müjde
    olarak indirdim.

    90. Muhakkak ki Allah adaleti, iyilik yapmayı, akrabaya yardım etmeyi emreder. Hayâsızlığı, fenalığı ve
    haddi aşmayı da yasak eder. Düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor.

    91. Karşılıklı sözleşme yaptığınız zaman, Allah’ın ahdini yerine getirin ve Allah’ı üzerinize şâhit tuttuğunuz
    halde yeminleri sağlamlaştırdıktan sonra bozmayın. Şüphesiz ki Allah yaptıklarınızı bilir.

    92. İpliği sağlamca büktükten sonra çözüp bozan kadın gibi olmayın.
    Bir topluluk diğer bir topluluktan sayıca daha çok olmasına bakarak, yeminlerinizi aranızda bozucu bir vasıta
    yapmayın. Allah bununla sizi imtihan etmektedir.
    Hakkında ayrılığa düştüğünüz şeyleri kıyamet gününde mutlaka size açıklayacaktır.

    93. Allah dileseydi hepinizi bir tek ümmet yapardı. Fakat Allah, dilediğini sapıklıkta bırakır, dilediğine de
    hidayet verir. İşlediklerinizden andolsun ki sorumlu tutulacaksınız.

    94. Yeminlerinizi aranızın bozulmasına vesile etmeyin. Yoksa ayaklarınız sağlam bastıktan sonra kayar.
    Allah yolundan alıkoyduğunuz için de kötülüğü tadarsınız ve sizin için büyük bir azap vardır.

    95. Allah'a verdiğiniz sözü basit bir ücret karşılığı satmayın.
    Eğer bilirseniz, Allah katında olan, sizin için daha hayırlıdır.

    96. Sizin yanınızda olanlar tükenir, Allah katında olanlar ise bâkidir, tükenmez. Sabredenlerin karşılığını,
    yaptıklarının en güzeliyle vereceğim.

    97. Erkek yahut kadın, her kim inanmış olarak hayra ve barışa yönelik bir iş yaparsa, onu tertemiz bir hayatla
    yaşatırız. Ve böylelerinin ücretlerini, işleyip ürettiklerinin en güzelleriyle karşılarız.

    98. Kur’an okuyacağın zaman, kovulmuş şeytandan Allah’a sığın.

    99. Gerçek şu ki iman edenler ve Rablerine güvenenler üzerinde onun hiçbir nüfuzu yoktur.

    100. Onun nüfuzu ancak onu dost edinenlere ve onu Allah’a şirk koşanlaradır.

    101. Allah ne indireceğini pek iyi bildiği halde, biz bir âyeti başka bir âyetin yerine getirdiğimiz zaman: “Sen
    ancak iftiracısın.” derler. Hayır! Onların çoğu bilmezler.

    102. De ki: "İman edenleri güçlendirip kökleştirmek için ve Müslümanlara bir müjde ve kılavuz olarak,
    Ruhulkudüs onu, senin Rabbinden indirdi.

    103. Andolsun ki biz onların: “Ona bir insan öğretiyor!” dediklerini biliyoruz. O kastettikleri kişinin dili
    yabancıdır, bu Kur’an ise apaçık Arapça bir dildir.

    104. Allah’ın âyetlerine inanmayanlara gelince, şüphesiz ki Allah onları hidayete erdirmez ve onlar için
    acıklı bir azap vardır.

    105. Yalanı ancak Allah’ın âyetlerine inanmayanlar uydurur. İşte onlar yalancıların tâ kendileridir.

    106. Her kim imanından sonra Allah'a küfür eder, kalbi iman ile yatışmış halde iken baskıyla zorlanan hariç
    olmak üzere, inkâra göğüs açarsa, böylelerinin üzerine Allah'tan bir gazap iner. Bunlar için büyük bir azap da
    öngörülmüştür.

    107. Bu da onların dünya hayatını ahirete tercih etmelerinden ve Allah’ın da inkâr eden topluluğu hidayete
    erdirmemesinden ötürüdür.

    108. İşte onlar Allah’ın kalplerini, kulaklarını ve gözlerini mühürlediği kimselerdir ve onlar gafillerin tâ
    kendileridir.

    109. Hiç şüphesiz ki onlar ahirette hüsrana uğrayacaklardır.

    110. Sonra Rabbin işkenceye uğratılıp eziyet edildikten sonra hicret edip, ardından da sabrederek cihad
    edenlerle beraberdir. Rabbin şüphesiz ki bundan sonra da bağışlar ve merhamet eder.

    111. O gün herkes gelir, kendi canını kurtarmak için uğraşır ve herkese yaptığının karşılığı eksiksiz ödenir ve
    onlar aslâ haksızlığa uğratılmazlar.

    112. Allah emniyet ve huzur içinde olan bir şehri misal verir ki, oraya her taraftan bolca rızık geliyordu.
    Fakat onlar Allah’ın nimetlerine nankörlük ettiler. Bu yüzden yapmakta oldukları şeylere karşılık, Allah
    onlara açlık ve korku elbisesini tattırdı.

    113. Andolsun ki onlara kendi içlerinden bir peygamber gelmişti de onu yalanladılar. Onlar zulümlerine
    devam ederlerken kendilerini azap yakalayıverdi.
    114. Ey iman edenler! Size verdiğimiz rızıkların temiz olanlarından yiyin.
    Eğer siz gerçekten yalnız Allah’a kulluk ediyorsanız, Allah'a şükredin.

    115. O size ancak leşi, kanı, domuz etini, bir de Allah’tan başkası adına kesilen hayvanı haram kıldı.
    Ancak kim mecbur kalırsa, saldırmaksızın ve aşırı gitmeksizin yiyebilir. Şüphesiz ki Allah çok bağışlayan,
    çok merhamet edendir.

    116. Dillerinizin yalan yere vasfettiği şeyler hakkında: “Bu helâldir, bu haramdır.” demeyin. Çünkü Allah’a
    karşı yalan uydurmuş olursunuz. Allah’a karşı yalan uyduranlar ise aslâ iflâh olmazlar.

    117. Az bir geçimlik ve ardından onlara can yakıcı bir azap vardır.

    118. Sana anlattıklarımızı daha önce yahudi olanlara da haram kılmıştık.
    Biz onlara zulmetmedik, onlar kendilerine zulmediyorlardı.

    119. Sonra şüphesiz ki Rabbin cehaletle kötülük işleyip, ardından tevbe eden ve ıslah olanlardan yanadır.
    Rabbin bundan sonra da bağışlar ve merhamet eder.

    120. İbrahim gerçekten Allah’a boyun eğen ve Allah'a yönelen bir ümmet idi ve müşriklerden değildi.

    121. Rabbinin nimetlerine şükredici idi. Rabbi onu seçti ve doğru yola eriştirdi.

    122. Dünyada ona iyilik verdim, doğrusu o ahirette de sâlihlerdendir.

    123. Resulüm! Sonra da sana: “Doğruya yönelen İbrahim’in dinine uy! O müşriklerden değildi.” diye
    vahyettik.

    124. Cumartesi ancak onda ihtilâf edenlere farz kılındı. Şüphesiz ki Rabbin, aralarında ihtilâfa düştükleri şey
    hakkında kıyamet günü hükmünü verecektir.

    125. Rabbinin yoluna hikmetle, güzel söz ve nasihatla dâvet et. Onlarla en güzel bir şekilde mücadele et.
    Çünkü Rabbin, yolundan sapanları en iyi bilendir. O, hidayete erenleri de en iyi bilendir.


126. Eğer ceza verecek olursanız, size verilen cezanın misli ile ceza verin.
Sabrederseniz, elbette bu sabredenler için daha hayırlıdır.

    127. Sabret! Senin sabrın ancak Allah’ın yardımı iledir. Onlar için üzülme! Kurmakta oldukları düzenlerden
    dolayı da kaygı duyma.

    128. Allah o kimselerle beraberdir ki, onlar takvâ sahibidirler ve onlar öyle kimselerdir ki muhsinler vasfını
    almışlardır.