73. Enbiya - Peygamber Süresi: Mekke'de 112 Ayet Olarak İndirildi!

    1. İnsanların hesap görme zamanı yaklaştı, fakat onlar hâlâ gaflet içindedirler.

    2. Onlar Rablerinden kendilerine ulaşan, söze bürünmüş her yeni öğütü ve hatırlatmayı ancak eğlenerek
    dinliyorlar.

    3. Kalpleri hep oyun ve oyalanmada.
    O zulüm sergileyenler, şu yolda bir fısıldaşmayı iyice koyulaştırdılar: Bu adam, sizin gibi bir insandan başkası
    değil. Gözünüz baka baka büyüye mi gidiyorsunuz!"

    4. Peygamber dediki : "Rabbim, gökteki sözü de yerdeki sözü de bilir.
    Allah herşeyi duyan, her şeyi bilendir!"

    5. Şöyle de dediler: "Saçma sapan rüyalar bunlar!
    Belki de uydurduğu bir yalandır.
    Belki de bir şairdir o.
    Hadi bir mucize getirsin bize, öncekilere gönderildiği gibi..."

    6. Onlardan önce yere batırdığım hiçbir yurt ve uygarlık iman etmemişti, onlar mı iman edecekler!...

    7. Senden önce de ancak kendilerine vahyettiğim erler gönderdim.
    Eğer bilmiyorsanız hadi sorun zikir ve Kuran Ehline

    8. Ben onları yemek yemez bir ceset olarak yaratmadım, onlar sonsuza dek kalıcı da değillerdi.

    9. Sonra onlara verilen söze sadık kaldım da onları ve dilediklerimi kurtardım ve israfa saplanıp haddi
    aşanları helâk ettim.

    10. Yemin olsun, size bir Kitap gönderdim ki, öğütleriniz,  uyarınız, zikriniz, şerefiniz yalnız ondadır.
    Siz hâlâ aklınızı çalıştırmayacak mısınız?

    11. Zulmetmiş nice kenti ve medeniyeti ben kırıp geçirdim ve arkalarından başka bir topluluk yarattım.

    12. Şiddetimi hissettiklerinde hiç vakit geçirmeksizin oradan acele ile kaçıyorlardı.

    13. Kaçmayın, içinde servet şımarıklığına düştüğünüz yere, meskenlerinize dönün ki, hesaba çekilebilesiniz.

    14. Dediler ki: "Eyvah bize! Biz gerçekten zalimlermişiz."

    15. Bu davaları sürüp giderken ben onları kökten biçtim de, sönüp silindiler.

    16. Ben, gökleri de yeri de bunlar arasındakileri de eğlenip eğlendirelim diye yaratmadım.

    17. Eğer bir eğlence edinmek isteseydim onu kendi katımdan edinirdim.
    Ama böyle yapanlar değildim ve yapsaydım ve isteseydim öyle yapardım.

    18. Hayır, ben hakkı, bâtılın üzerine fırlatırım da o, onun beynini parçalar.
    Bir de bakarsın o yok olup gitmiştir.
    Yakıştırdığınız niteliklerden ötürü yazıklar olsun size!

    19. Kainatta ve Yeryüzünde ki göklerde ve yerde kim ve ne varsa Allah'a aittir. Ve Allah'ın katındakiler,
    Allah'a ibadet etmekten çekinmezler ve yorulmazlar.

    20. Gece ve gündüz Yaratan Rablerini tespih ederlerken, bıkıp usanmazlar.

    21. Yoksa yerden bazı ilahlar edindiler de topraktan çıkarıp diriltme işini onlar mı yapacak?

    22. Eğer yerde-gökte Allah'tan başka tanrılar olsaydı, o ikisi de mutlaka fesada uğrardı. Arşın Rabbi olan
    Allah, onların nitelendirmelerinden yücedir ve uzaktır.

    23. Allah, yaptığından hesaba çekilmez ama onlar hesaba çekilirler.

    24. Yoksa Allah'ın dışında bazı ilahlar mı edindiler?
    De ki: "Susturucu delilinizi getirin bana!
    Benimle beraber olanların da benden öncekilerin de Zikir'i budur.
    Ne yazık ki onların çokları hakkı bilmezler; bu yüzden de yüz çevirirler."

    25. Senden önce hiçbir resul göndermedim ki ona şöyle vahyetmiş olmayayım:
    "Gerçek şu: İlah yok benden başka, artık bana kulluk ve ibadet edin."

    26. "Rahman çocuk edindi" dediler. Hâşâ, Allah bundan arınmıştır!
    Onlar, lütuflandırılmış kullardır.

    27. Onlar Allah'ın sözünün önüne geçmezler; onlar yalnız Allah emriyle iş yaparlar.

    28. Allah onların önlerindekini de arkalarındakini de bilir.
    Onlar, Allah'ı hoşnutluk verdiklerinden başkasına da şefaat edemezler.
    Ve onlar Allah'ın korkusundan titrerler.

    29. İçlerinden her kim, "Ben Allah'ın dışında bir ilahım" derse böylesini cehennemle cezalandırırım.
    Zalimleri işte böyle cezalandırırım ben.

    30. O küfre sapanlar görmediler mi ki gökler ve yer bitişik idi, ben onları ayırdım ve her canlı şeyi sudan
    oluşturdum. Hâlâ iman etmeyecekler mi?

    31. Yerküreye, onları çalkalamasın diye bir takım dağlar diktim. Ve orada geniş geniş yollar açtım ki, doğru
    gidebilsinler.

    32. Göğü, korunmuş bir tavan yaptım, ama onlar göğün ayetlerinden hâlâ yüz çeviriyorlar.

    33. Yaratan Yüce Allah,  geceyi, gündüzü, Güneş'i ve Ay'ı yarattı.
    Her biri bir yörüngede yüzmektedir.

    34. Senden önce hiçbir insana ölümsüzlük vermedim.
    Şimdi sen ölürsen, onlar ölümsüz mü olacaklar?"

    35. Her canlı, ölümü tadacaktır.
    Ben bir imtihan olarak sizi 'kötülük ile de İyilik ile de deniyorum.
    Sonunda bana döndürüleceksiniz.

    36. O küfredenler seni gördüklerinde, seni şu şekilde alaya almaktan başka birşey yapmazlar: İlahlarınızı
    diline dolayan bu mu?" Ama Rahman'ın zikrini ve Kur'an'ı bizzat onlar örtüp inkâr ediyorlar.

    37. İnsan, aceleden çabuk yaratılmıştır.
    Ayetlerimi size göstereceğim ama benden acele istemeyin!

    38. Diyorlar ki: "Eğer doğru sözlüler iseniz bu vaat ne zaman?"

    39. O inkâr edenler, ne yüzlerinden ne sırtlarından azabı uzak tutamayacakları vede hiçbir yardım da
    göremeyecekleri zamanı bir bilselerdi!

    40. Doğrusu şu ki, o onlara ansızın gelecek de onları şaşkınlıktan donduracak.
    Artık ne onu geri çevirmeye güçleri yetmeyecek ne de yüzlerine bakmayacak.

    41. Yemin olsun, senden önceki resullerle de alay edilmiştir.
    Sonunda, onlarla eğlenenleri, alay konusu yaptıkları şey kuşatıverdi.

    42. De ki: "Sizi gece ve gündüz Rahman'dan kim koruyabilir?
    " Hayır, hayır! Onlar, Rablerinin zikrinden ve Kur'an'ından yüz çeviriyorlar.

    43. Yoksa onların; kendilerini bana karşı siperleyecek koruyacak tanrıları mı var? +Ne kendilerine yardıma
    güç yetirebilirler ne de benden bir dostluğa da muhatap olamazlar.

    44. Gerçek şu ki, ben onları ve atalarını, ömür kendilerine uzun gelecek kadar nimetlendirdim. Hâlâ
    görmüyorlar mı ki, biz yerküreye geliyor, onu uçlarından eksiltiyoruz. Galip gelenler onlar mı?

    45. De ki: "Ben sizi ancak vahiyle uyarıyorum ama sağırlar, uyarıldıklarında çağrıyı işitmezler ki!

    46. Rabbinin azabından onlara bir esinti dokunsa, yemin olsun şöyle diyecekler: Vay bizlere, biz
    zalimlermişiz!

    47. Kıyamet günü için adalet terazilerini kuracağım ve adaleti terazilere koyacağım.
    Hiç kimseye zere kadar haksız zulüm edilmeyecek.
    Hardal tanesi kadar birşey olsa onu mutlak ortaya getireceğim.
    Hesapçılar olarak ben yeterim!

    48. Yemin olsun, ben, Mûsa'ya ve Hârun'a hak ile bâtılı ayıran, korunanlar için bir ışık ve öğüt olan furkanı
    verdim.

    49. O korunanlar ki, hiç görmeden Rablerinden korkar, kıyamet saatinden de ürperirler.

    50. Bu, bereketli bir Zikir'dir ki, onu indirdim, yoksa siz onu inkâr mı ediyorsunuz?

    51. Yemin olsun, İbrahim'e daha önceden, doğruyu bulma gücünü vermiştim.

    52. Babasına ve toplumuna şöyle demişti: "Şu başına toplanıp durduğunuz heykeller de ne?"


    54. İbrahim dedi ki: "Vallahi, siz de atalarınız da açık bir sapıklık içine düşmüşsünüz."

    55. Dediler: "Sen gerçeği mi getirdin yoksa oynayıp eğlenenlerden biri misin?"

    56. İbrahim dediki: "Hiç de değil! Sizin Rabbiniz, göklerin ve yerin Rabbidir ki, onları yaratmıştır.
    Ben de bunlara tanıklık edenlerdenim."

    57. "Allah'a yemin ederim, sırtınızı dönüp gidişinizden sonra, putlarınıza bir oyun çevireceğim."

    58. Sonunda onları parça parça etti, yalnız en büyüklerini bıraktı ki, dönüp ona başvurabilsinler.

    59. Dediler ki: "Tanrılarımıza bunu yapan kesinlikle zalimlerdendir."

    60. Yine dediler ki: "Onları diline dolayan bir genç duymuştuk. Kendisine 'İbrahim' deniyor."

    61. Dediler ki: "Halkın gözleri önüne getirin onu ki, açıkça görebilsinler."

    62. Dediler ki: "Tanrılarımıza bunu sen mi yaptın, ey İbrahim?"

    63. İbrahimd Dedi ki: "Hayır, ben değil. Şu büyükleri yapmıştır hadi sorun onlara eğer konuşabiliyorlarsa!"

    64. Bunun üzerine kendi benliklerine döndüler de şöyle dediler: "Siz, zalimlerin ta kendilerisiniz."

    65. Sonra, yine kendi kafalarına döndürüldüler: "Vallahi, sen de bilirsin ki, bunlar konuşamazlar."

    66. İbrahim dedi ki: "Siz, Allah'ın berisinden, size hiçbir şekilde yarar sağlamayan, zarar veremeyen şeylere
    tapıyorsunuz?"

    67. "Yazıklar olsun size ve Allah'ın berisinden taptıklarınıza!
    Siz hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız?"

    68. Dediler ki: "Yakın bunu! Eğer birşey yapacak kişilerseniz, ilahlarınıza yardım edin."

    69. Biz de şöyle dedik: "Ey ateş, İbrahim'e bir serinlik ol, bir selam ol!"

    70. Ona tuzak kurmak istediler de biz onları hüsranın en beterine uğrayanlar yaptık.

    71. Ben onu da Lût'u da kurtarıp içinde âlemlere bereketler sakladığım toprağa ulaştırdım.

    72. Ona İshak'ı bağışladım, ayrıca Yakub'u da hediye ettim. Hepsini hak ve barış için çalışan insanlar yaptım.

    73. Onları, benim buyruğumla yol alan önderler yaptım.
    Peygamberlere iyilikler yapmayı, namaz kılmayı, zekât vermeyi emrettim.
    Onlar, yalnız bana kulluk ediyorlardı.

    74. Lût'a da hükümranlık ve ilim verdim. Onu, pislikler üretip duran bir kentten kurtardım.
    O kent halkı yoldan çıkmış kötü bir kavimdi.

    75. Onu rahmetimin içine soktum. O, hak ve barış için çalışanlardandı.

    76. Nûh'a gelince, o da daha önce bana yakarmıştı.
    Yakarışına cevap verdim de onu ve ailesini, o büyük sıkıntıdan kurtardım.

    77. Ona, ayetlerimi yalanlayan topluluğa karşı yardım ettim.
    Kötülüğün toplumuydu onlar. Hepsini birden batırıp boğdum.

    78. Ve Dâvud ile Süleyman...Hani, halkın davarının yayıldığı ekinler hakkında hüküm veriyorlardı da ben
    hükümlerine tanıklar olmuştum.

    79. Onu Süleyman'a derhal kavrattım.
    Herbirine hükümdarlık ve bilgi verdim.
    Dâvud'a dağları boyun eğdirdim.
    Kuşlarla beraber tespih ediyorlardı.
    Ben yapmak isteyince yaparım.

    80. Ona, sizi sizin şiddetinizden koruyacak olan zırh yapma sanatını öğrettim.
    Peki siz şükrediyor musunuz?

    81. Ve Süleyman'a kasırgayı boyun eğdirdim.
    İçini bereketlerle doldurduğum toprağa doğru onun emriyle akıp giderdi.
    Ben her şeyi bilenim.

    82. Kendisi için dalgıçlık eden, daha başka iş de yapan bazı şeytanları da onun emrine verdim.
    Ben onları koruyup gözetiyordum.

    83. Ve Eyyûb... Rabbine şöyle yakarmıştı: "Dert gelip çattı bana; sen, rahmet edenlerin en merhametlisisin."

    84. Hemen cevap verdim ona, kendisindeki derdi kaldırdım.
    Tarafımdan bir rahmet ve ibadet edenler için bir hatırlatma olarak, ona ailesini ve beraberinde benzerlerini de
    verdim.

    85. İsmail, İdris, Zülkifl, hepsi sabredenlerdendi.

    86. Hepsini rahmetime soktum. Onlar hak ve barış için çalışanlardandı.

    87. Ve Zünnûn. Hani kızarak gitmişti de ona asla güç yetiremeyeceğimi ve ölçüyü kendisine uygulamayacağımı
    sanmıştı., sonra, karanlıkların bağrında şöyle yakardı: "Senden başka ilah yok, tespih ederim seni.
    Kuşkusuz, ben zalimlerden oldum."

    88. Hemen imdadına yetiştim ve gamdan kurtardım onu.  Ben inananları işte böyle kurtarırım.

    89. Ve Zekeriyya. Hani Rabbine yakarmıştı: "Rabbim, beni yapayalnız, bir başıma bırakma. Sen, vârislerin en
    hayırlısısın."

    90. Kendisine hemen cevap vermiş, Yahya'yı ona hediye etmiş, karısını kendisi için doğurmaya elverişli hale
    getirmiştim.
    Peygamberler, iyiliklerle yarışırlar, umarak ve korkarak bana yalvarırlardı.
    Peygamberler, bana ürpererek saygı gösterirlerdi.

    91. Ve o, cinsiyet organını ve ırzını titizlikle koruyan kadın.
    Onun bağrına ruhumdan üfledim de kendisini ve oğlunu âlemler için bir mucize yaptım.

    92. İşte şu sizin ümmetiniz bir tek ümmettir.
    Ben de Rabbinimiz. O halde bana kulluk ve ibadet edin.

    93. İşlerini aralarında parçaladılar. Hepsi bana dönecekler.

    94. Kim inanmış olarak iyilik ve barışa yönelik işlerden bir şey yaparsa, onun gayretine nankörlük edilmez.
    Ben böylesi lehine kâtiplik ederim.

    95. Helâk ettiğim bir kente ve medeniyete yaşamak haram edilmiştir.
    Onlar bir daha geri dönemezler.

    96. Ye'cûc ve Me'cûc'ün önü açıldığı zaman onlar, her tepeden akın ederler.

    97. Hak olan vaat yaklaşmıştır. İnkâr edenlerin gözleri birden donup kalmıştır. "Vay başımıza! Biz bundan
    gafil bulunuyorduk. Hayır, biz zalimlerdik." derler.

    98. Siz ve Allah'ın berisinden, kulluk ve kölelik ettikleriniz, cehennem odunusunuz. Hepiniz oraya
    gireceksiniz.

    99. Eğer onlar ilah olsalardı, oraya girmezlerdi.
    Oysaki, hepsi orada sürekli kalacaklardır.

    100. Onlar için orada derin bir iç çekiş var. Ve onlar orada hiçbir şey işitmezler.

    101. Tarafımdan kendilerine güzellik hazırlananlara gelince, bunlar cehennemden uzaklaştırılmışlardır.

    102. Onun uğultusunu duymazlar.
    Onlar, gönüllerinin istediği cennetler içinde sürekli yaşayacaklardır.

    103. O en büyük korku onları tasalandırmaz.
    Melekler onları şöyle karşılarlar: "Bu size o vaat edilen gününüzdür derler.

    104. Gün olur göğü, yazı tomarlarını dürer gibi dürerim.
    İlk yaratılışta başladığım gibi onu baştan yaratırım.
    Üzerimde bir vaat olarak ben bunu mutlaka yapacağım.

    105. Yemin olsun, zikirden sonra Zebur'da şunu yazmıştım:
    Yeryüzüne benim iyilik ve barış seven kullarım vâris olacaktır.

    106. Kuşkusuz, bunda, kulluk eden bir topluluk için kesin bir tebliğ vardır.

    107. Ve ben seni ancak âlemlere bir rahmet olarak gönderdim.

    108. De ki: "Bana şu vahyediliyor: "Tanrınız ancak bir tek tanrıdır.
    Peki, siz, müslümanlar Allah'a teslim olanlar mısınız?"

    109. Eğer yüz çevirirlerse de ki: "Hepinize aynı şekilde, aynı düzeyde açıkladım. Artık bilmiyorum, tehdit
    edildiğiniz şey yakın mıdır, uzak mıdır?"

    110. Kuşkusuz Allah, sözün açığa vurulanını da bilir; saklamakta olduklarımızı da bilir.

    111. Bilmiyorum, belki de o, sizin için bir fitnedir. Belirli bir süreye kadar bir nimetlendirmedir.

    112. Resul şöyle yakardı: "Rabbim, hak ile hükmet!
    Bizim Rabbimiz Rahman'dır.
    Sizin nitelendirmelerinize karşı yardımına başvurulandır, Müsteân'dır."