85. Ankebut - Dişi Örümcek Süresi: Mekke'de  69 Ayet Olarak İndirildi!

    1. Elif, Lâm, Mîm.

    2.İnsanlar, inandık demeleriyle kendi hallerine bırakılacaklarını ve hiçbir imtihana çekilmeyeceklerini mi
    sanıyorlar!

    3.Yemin olsun ki biz, onlardan öncekileri de fitne yoluyla denemişizdir.
    Allah, yalancılarıda, özüyle sözü bir olanları elbette bilecektir.

    4. Ne kötü hüküm veriyorlar., yoksa o kötülükleri sergileyenler bizi geçeceklerini mi sandılar!

    5. Allah'a kavuşmayı umanlara gelince, şu bir gerçek ki, Allah'ın belirlediği vakit mutlaka gelecektir.
    Allah, Semî'dir,
    Allah Alîm'dir.

    6. Ve kim didinir, gayret sarfederse hiç kuşkusuz, kendi benliği lehine gayret sarfetmiş olur.
    Gerçek olan şu ki, Allah, âlemlere muhtaç olmaktan uzak, mutlak bir Ganî'dir.

    7. İman edip hayra ve barışa yönelik hareketler sergileyenlere gelince, ben onların çirkinliklerini elbette ki
    örteceğim ve ben onları, yapmakta oldukları işlerin en güzeliyle elbette ödüllendireceğim!

    8. Ben insana, anne ve babasına en güzel bir biçimde davranmasını, şunu söyleyerek önerdim:
    Eğer Annen ve Baban, 'hakkında hiçbir bilgin olmayan bir şeyle bana ortak koşman için seninle
    çekişirlerse, o takdirde onlara itaat etme.
    Yalnız banadır dönüşünüz.
    Nihayet, ben size yapıp-ettiğiniz şeylerin haberini bildireceğim."

    9. İman edip hayra ve barışa yönelik eylemler sergileyenlere gelince, ben onları elbette ki iyilik ve barış
    severler arasına koyacağım.

    10. İnsanlar içinden öylesi vardır ki, "Allah'a inandık" der fakat Allah uğrunda bir eziyete uğratılınca,
    insanlardan gelen fitneyi Allah'ın azabı gibi tutar ve eğer Rabbinden bir yardım gelirse kesinlikle şöyle
    diyeceklerdir: Biz sizinle beraberdik." Allah, âlemlerin göğüslerindekini en iyi şekilde bilmiyor mu?

    11. Allah kendini inkar edenleri ve tam inanmışları elbette bilir.

    12. Yaratan Yüce Allah'ı inkâr edenler, inanmışlara dediler ki: Bizim yolumuzu izleyin,
    sizin günahlarınızı biz taşırız. Oysa onlar, inananların günahlarından hiçbir şeyin taşıyıcısı değillerdir.
    Gerçek şu ki, onlar tamamen yalancıdırlar.

    13. Bunda kuşku yok ki Yaratan Yüce Allah'a inanmayanlar, hem kendi yüklerini hem de kendi yükleriyle
    beraber başkalarının yüklerini taşıyacaklar. Kıyamet günü de iftira edip durdukları şeylerden zorlu bir
    sorguya mutlaka çekileceklerdir.

    14. Yemin olsun, ben Nûh'u toplumuna gönderdim de Nuh onların arasında dokuzyüz elli yıl kaldı. Sonunda
    onları tufan yakaladı. Çünkü zalimlerdi onlar.

    15. Ben, Nûh'u ve gemi halkını kurtardım ve o gemiyi âlemlere ibret yaptım.

    16. İbrahim'i de gönderdim.
    İbrahim toplumuna şöyle demişti: Allah'tan sakının ve Allah'a kulluk ve ibadet edin eğer bilirseniz
    bu sizin için daha hayırlıdır."

    17. "Allah'ın berisinden; bir takım putlara tapıyor, yalan ve iftira üretiyorsunuz.
    Sizin Allah dışında kulluk ve kölelik ettikleriniz size hiç bir rızık veremezler.
    Siz rızkı Allah katında arayın ve Yaratan Yüce Allah'a kulluk edip Allah'a şükredin.
    Unutmayın mutlak Allah'a döndürüleceksiniz."

    18. "Eğer Allah'ı yalanlarsanız bilin ki, sizden önceki ümmetler de yalanlamıştı.
    Resule de düşen, açık bir tebliğden başka şey değildir."

    19. Hiç görmediler mi, Allah, yaratmayı nasıl başlatıyor, sonra onu tekrarlıyor ve yeni baştan yapıyor.
    Kuşkusuz yaratmak, Allah için çok kolaydır.

    20. De ki: "Yeryüzünde dolaşın da yaratılışın nasıl başladığına bir bakın.
    İleride Allah öteki oluşmaya da vücut verecektir.
    Allah, her şeye Kadîr'dir.

    21. Allah dilediğine ve dileyene azap edip, dilediğine ve dileyene rahmet eder.
    Mutlak Allah'a döndürüleceksiniz.

    22. Siz ne yerde ne de gökte kimseyi âciz bırakamazsınız.
    Sizin, Allah'tan başka bir dostunuz ne de bir yardımcınız yoktur.

    23. Allah'ın ayetlerini ve Allah'a varmayı inkâr edenler, işte onlar, rahmetimden ümidi kesmişlerdir.
    Ve bunlar için acıklı bir azap öngördüm.

    24. Toplumunun İbrahim'e cevabı sadece şunu söylemeleri oldu:  "Bunu öldürün, yahut yakın!"
    Yaratan Yüce Allah İbrahim'i ateşten kurtardı.
    İnanan bir toplum için bunda elbette ibretler vardır.

    25. İbrahim dedi ki: "Şu bir gerçek ki, siz dünya hayatında aranızda sevgi oluşturmak için Allah'ın berisinden
    putlar edindiniz. Sonra, kıyamet gününde birbirinizi tanımaz olacak ve bazılarınız bazınıza lanet edecek.
    Hepinizin varacağı yer cehennemdir.
    Cehennem yaşamanızda hiçbir yardımcınız da olmayacaktır."

    26. Allah'a Lût iman etti ve dedi ki: "Ben Rabbime hicret edeceğim. Kuşkusuz, Allah mutlak Azîz, mutlak
    Hakîm'dir."

    27. Ben, İbrahim'e İshak'ı ve Yakub'u armağan ettim.
    İbrahim'in soyu içine Peygamberliği ve Kitap'ı yerleştirdim ve onun ödülünü dünyada verdim.
    Âhirette de İbrahim, elbetteki iyilik ve barış sevenler arasında olacaktır.

    28. Lût'u da gönderdim.
    Lüt toplumuna şöyle demişti: "Öyle bir iğrençliğe bulaşıyorsunuz ki, sizden önce âlemlerden
    bir tek kişi bunu yapmamıştır."

    29. "Erkeklere gidiyorsunuz, yol kesiyorsunuz, toplantılarınızda çirkinlikler sergiliyorsunuz, öyle mi?
    Toplumunun Lüt’a cevabı sadece şunu söylemek oldu: Eğer doğru sözlülerdensen, hadi getir bize Allah'ın
    azabını.

    30. Lût dediki: "Rabbim, şu bozguncular topluluğuna karşı bana yardım et."

    31. Elçilerim, İbrahim'e müjdeyi getirdiklerinde şöyle dediler: Biz şu kentin halkını yok edeceğim.
    Çünkü o kent halkı zalim oldular."

    32. İbrahim dedi ki: "Ama orada Lût var."
    Elçiler dediler di: "Orada kim olduğunu biz daha iyi biliyoruz.
    Karısı haric elbette ki onu ve ailesini kurtaracağız.

    33. Elçilerimiz Lût'a gelince, elcilerimizi gören Lüt fenalaştı ve eli ve kolu birbirine dolandı.
    Elcilerimiz Lüt'a "Korkma, tasalanma, biz seni de aileni de kurtaracağız, ama karın, azaba terk
    edilenlerden olup azabı tatacaktır dediler.

    34. Elcilerimiz dediler ki "Şu kent halkı üstüne, yaptıkları fenalıklardan ötürü gökten bir felaket indireceğiz."

    35. Yemin olsun, biz o kentten, aklını işleten bir topluluk için geriye apaçık bir işaret bırakacağız.

    36. Medyen'e de kardeşleri Şuayb'ı gönderdim.
    Şuayb şöyle dedi: "Ey toplumum, Allah'a ibadet edin ve ahiret gününe umut bağlayın.
    Bozgunculuk yaparak ülkenin huzurunu kaçırmayın."

    37. Şuayb'i hemen yalanladılar, bunun üzerine kendilerini o korkunç sarsıntı ve korkunç titreşim yakaladı.
    Öz yurtlarında diz üstü çömelenler haline geldiler.

    38. Âd'ı, Semûd'u da böyle yaptık.
    Bu, onların yurtlarından ve meskenlerinden açıkça belli olmaktadır.
    Şeytan onlara amellerini süsleyip püslemişti de kendilerini yoldan çıkarmıştı.
    Oysaki, bakıp görebilen insanlardı.

    39. Karun'u, Firavun'u, Hâmân'ı da öyle yaptık.
    Yemin olsun, Mûsa onlara açık ve seçik kanıtlarla geldiği halde, yeryüzünde büyüklük tasladılar ama
    öne geçemezlerdi.

    40. Her birini kendi günahı ile yakaladım.
    Bazılarının üstüne taş yağdıran bir kasırga gönderdim.
    Bir kısmını, o korkunç titreşimli ses yakaladı.
    Onlardan, yere batırdıklarım da oldu.
    Bazılarını da boğdum.  
    Fakat onlar kendi benliklerine zulmediyorlardı.
    Yaratan Yüce Allah onlara zulmedecek değildi.

    41. Keşke bilselerdi.
    Allah'ın berisinden veliler edinenlerin durumu, bir ev edinen dişi örümceğin durumuna benzer ve
    evlerin en güvensizi ve en zayıfı elbette ki, dişi örümceğin evidir.

    42. Allah, onların, kendisinden başka ne gibi bir şeye yalvardıklarını ve nasıl bir şey için çağrı yaptıklarını
    bilir.  
    Allah Azîz, dir.
    Allah Hakîm dir.

    43. Bunlar benim, insanlara vermekte olduğum örneklerdir ki ilim sahiplerinden başkası onlara akıl
    erdiremez.

    44. Allah gökleri de yeri de hak olarak yaratmıştır.
    Kuşkusuz, bunda, iman sahipleri için mutlak bir mucize vardır.

    45. Kitap'tan sana vahyedilenleri oku!
    Namazı ve duayı yerine getir!
    Çünkü namaz ve dua, sizin çirkinliklerinizi ve kötülüklerinizi yok eder.
    Elbette ki, Allah'ın zikri ve Kur'an'ı daha büyüktür!
    Allah, neler yaptığınızı biliyor.

    46. Onların zulme sapanları mustesna Kuran'ı anlayarak okuyan siz en güzel yöntem olan
    adalet dışında bir yolla onlarla mücadele etmeyin!
    Şöyle deyin: "Bize indirilene de size indirilene de iman ettik; Tanrımız ve tanrınız bir ve biz
    Allah'a teslim olanlarız."

    47. Kitap'ı sana işte böyle indirdim.
    Şunlar içinden de Allah'a inananlar vardır.
    Kendilerine kitap verdiklerim Allah'a inanırlar.  
    Benim ayetlerime, gerçeği örtenlerden başkası kafa tutmaz.

    48. Sen bundan önce herhangi bir kitap okumuyordun; onu sağ elinle de yazmıyorsun.
    Eğer öyle olsaydı bâtıla saplananlar mutlaka kuşku duyacaklardı.

    49. Hayır, o, kendilerine ilim verilenlerin göğüsleri içinde ayan ve beyan ayetlerdir.
    Benim ayetlerimi, zalimlerden başka kimse inkâr etmez.

    50. Dediler ki: "Ona Rabbinden mucizeler indirilseydi ya!"
    De ki: "Mucizeler Allah katındadır.
    Bana gelince, ben açıkça uyaran biriyim.
    Hepsi bu."

    51. Karşılarında okunup duran bir kitabı sana indirmiş olmam onlara yetmiyor mu?
    Bunda, inanan bir toplum için elbette ki bir rahmet ve bir öğüt vardır.

    52. De ki: "Sizinle benim aramda tanık olarak Allah yeter.
    Allah göklerde ne var, yerde ne var bilir.
    Bâtıla iman edip Allah'ı inkâr edenlere gelince, işte onlar hüsrana uğramışların ta kendileridir."

    53. Azabı senden çarçabuk istiyorlar.
    Eğer belirlenmiş bir süre olmasaydı, azap onlara elbette hemen gelmiş olacaktı.
    Bundan hiç kuşku yokki, o, hiç farkında olmadıkları bir sırada kendilerine ansızın geliverecektir.

    54. Azabı senden acele istiyorlar.
    Oysa cehennem, o küfre sapanları çepeçevre kuşatmış bulunuyor.

    55. Gün olur, azap onları tepelerinden, ayaklarının altından sarıverir ve der "Tadın bakalım, yapıp
    ettiklerinizi.

    56. Ey benim iman eden kullarım hiç kuşkusuz, benim yer kürem geniştir.
    O halde, yalnız bana kuluk ve ibadet edin.

    57.  Her can, ölümü tadacaktır; sonra bana döndürüleceksiniz.

    58. İman edip hayra ve barışa yönelik işler yapanların, altlarından ırmaklar akan cennetin
    görkemli odalarına yerleştireceğiz. Sürekli kalacaklardır orada.
    Nede güzeldir iş yapıp değer üretenlerin ödülü!

    59. Onlar ki sabrettiler ve yalnız Rablerine dayanıp güvenmektedirler.

    60. Nice hayvanlar var, kendi rızkını taşıyamaz.
    Allah sizide onları da rızıklandırıyor.
    Allah Semî'dir
    Allah Alîm'dir.

    61. Onlara "Gökleri ve yeri kim yarattı, Güneş'i ve Ay'ı kim boyun eğdirdi diye sorarsan, mutlaka şöyle
    diyecekler: "Allah!"
    Peki nasıl döndürülüyorlar?

    62. Allah, kullarından dilediğine rızkı açıp yayar da ölçülü verip kısar da.
    Allah herşeyi çok iyi bilir.

    63. Fakat onlar akletmiyorlar.
    Onlara, "Gökten suyu kim indirdi de onunla toprağı ölümünden sonra canlandırdı diye sorsan, mutlaka
    "Allah!" derler. De ki: "Hamt Allah'adır.

    64. Ah bir bilebilseler.
    Şu iğreti dünya hayatı, bir eğlence ve oyundan başka şey değil.
    Âhiret yurduna gelince, asıl hayat işte odur. ,

    65. Gemiye bindiklerinde, dini Allah'a özgüleyerek yalvarıp yakarırlar.
    Fakat Allah onları kurtarıp karaya çıkardığında, bir bakmışsın ortak koşuyorlar.

    66. Verdiklerime karşı nankörlük etsinler ve birazcık da zevklensinler diye...
    Yakında bilecekler.

    67. Görmediler mi ki, çevrelerinde insanlar çarpılıp götürülürken Harem'i güven içinde tuttuk.
    Hâlâ bâtıla inanıp Allah'ın nimetine nankörlük mü ediyorlar?

    68. Yalan düzüp Allah'a iftira eden, yahut kendisine geldiği zaman hakkı yalanlayan kişiden
    daha zalim kim vardır?
    Cehennemde değil midir kâfirlerin barınağı?

    69. Benim uğrumda didinenleri ben, yollarıma elbette ulaştıracağım.
    Allah, güzel düşünüp güzel davrananlarla mutlaka beraberdir.