Gürsel Tekin neden açık konuşamıyor?
Ahmet Kekeç - Star Gazatesi

    İsterseniz sözü önce CHP İstanbul milletvekili Gürsel Tekin dostumuza verelim.
    Buyuruyor ki, “Biz eskiden kim CHP’ye bir oy fazla kazandırırsa o aday olmalıdır derdik. Bugün CHP’nin oy
    kazanmasından ve başarısından başka ölçütler de devreye girmiş durumda. Kişisel, şahsi ölçütler ve keyfilik ne yazık ki
    maliyetsiz değildir. 31 Mart’ta bu maliyet ile partimizin karşılaşmamasını umut ediyoruz.”
    Daha ağır ifadeleri de var ama “zararsız” olması hasebiyle ve de “açıklayıcı” kimi ifadeleri içerdiği için, konuşmasının bu
    kısmını seçtim.
    Önce kötü haberi verelim:
    Dostumuz Gürsel Tekin umut etmese de, kaçınılmaz “kötü son”u şimdiden ilan edebiliriz.
    Çünkü “keyfiliğin” ve “ölçütsüzlüğün” de bir bedeli var.
    CHP bu bedeli ödeyecek.
    Haddizatında Kemal Kılıçdaroğlu’nun görevi, hangi “bedel”e mal olursa olsun, CHP’ye “istikamet” tayin etmek, CHP’yi
    belli bir siyasal arzunun enstrümanı haline getirmek.
    Kılıçdaroğlu bunun için var.
    Nasıl bir istikamet mi?
    Bunu anlamak çok da zor değil.
    Partinin ve Kılıçdaroğlu’nun son altı yıl içinde yöneldiği siyasete (“tape siyaseti”dir bu) bakın, “istikameti” anlarsınız:
    Kendisini “kurucu değerlerle” tanımlayan “sol merkez” parti gitti, Türkiye’ye operasyon çekmek isteyenlerin “içerideki”
    mutemet partisi geldi.
    Sosyal demokrat ve “solcu” olması beklenen Kemal Kılıçdaroğlu gitti, illegal dinleme kayıtları üzerine siyaset bina eden
    FETÖ yancısı geldi.
    Bu “yönelimlerine” bakarak, CHP’nin seçim kazanıp iktidara gelmek gibi bir “amacı” olmadığını rahatlıkla
    söktürebilirsiniz.
    Gürsel Tekin’in açıklamalarına gelecek olursak...
    İyi söylüyor, doğru söylüyor da, “net” konuşamıyor.
    Keyfiliği ve kişisel ölçütleri anlıyoruz...
    Doğrudur.
    Kılıçdaroğlu belediye başkanı adaylarını seçerken ya da milletvekili listelerini oluştururken olabildiğince keyfi davranıyor.
    Eskiden (genel başkanlık ve parti kurulları seçiminde) çarşaf listeyi savunurdu... Aday belirlerken ya da milletvekili
    listelerini oluştururken “ön seçim” yapardı.
    Bunların hepsini kaldırdı.
    Partiyi artık “demir yumruklarla” ve “tek adam keyfiliği” içinde yönetiyor...
    Buna itiraz edenlerin de kafasını koparıyor...
    Buraya kadar anlıyoruz da, Gürsel Tekin’in demek istediklerini, niçin daha cesur bir şekilde dile getiremediğini, niçin
    “paravan ifade” kullandığını anlayamıyoruz.
    Mesela, konuşmasının yukarıya alıntılamadığım bölümünde, ayrıca, “başka ölçütler”den söz ediyordu.
    Nedir bu “başka ölçütler?”
    Eski Mersin milletvekili İsa Gök, adını koymuştu, “CHP giderek bir Alevi partisine dönüşüyor” demişti.
    Eski Beşiktaş Belediye Başkanı Murat Hazinedar, tıpkı kendisi gibi “yolsuzluk” suçlamasıyla görevden alınmış eski
    Ataşehir belediye başkanı Battal İlgezdi’nin yeniden aday gösterilmesi üzerine sinirlenmiş, “Kılıçdaroğlu’nun partide kimlik
    siyaseti yaptığını” söylemişti.
    O da açık konuşamamıştı.
    Gürsel Tekin’den, bu “başka ölçütler”i açmasını rica ediyoruz...
    İşin içinde bir “FETÖ dayatması” ya da “yönlendirmesi” olabilir mi?
    Murat Hazinedar’dan da, “kimlik siyaseti”yle neyi kastettiğini, CHP’de tercih edilen “öncelikli kimliğin” hangisi olduğunu
    açıklamasını rica ediyoruz.