Kuran, kendisinin her şeyi açıklayan, yeterli ve dinin tek kaynağı olduğunu söylemektedir:

Sana her şey için ayrıntılı bir açıklayıcı, doğruya ileten, rahmet olan ve Müslümanlara müjde olan kitabı indirdik.
16- Nahl Suresi 89

Bu yüzden herhangi bir hadis, Kuran’dan anlaşılmayan bir şeyi dine ilave ediyorsa; yeni günah, sünnet, mekruh kavramları
çıkartıyorsa, Kuran’ın her şeyin detaylı açıklayıcısı olmasına binaen bu hadisler veya yorumları reddedilmelidir.

Kuran’da geçmeyen bir mantık ya da uygulamayı dine ilave eden hadislere ise aşağıdaki 10 örneği verebilirim.

1- 27 VE 70 KAT
Uydurulmus Hadis İslamla alakası yoktur:
“Cemaatle kılınan namaz tek başına kılınan namazdan 27 derece daha
üstündür.”
Buhari Ezan 30; Müslim Mescid 249; Muvatta Cemaat 1

Eğer bu hadisin Kuran’la, başka bir hadis veya mantıkla çelişkisini göremiyorsanız; dini bilgimize bir ilavede bulunan bu
hadisin yine de uydurma olduğunu söyleyebilirsiniz. Çünkü Kuran’da böyle bir sevap tanımlaması yoktur. Misvakla alınan
abdestin ve sarıkla kılınan namazın, 27 veya 70 kat daha sevap olduğunu söyleyen hadisler de böyledir.

2- SOL ELLE YEMEK

Yalan Hadis Şeytana sol elle yemek yedirir. Ama kıcının pisliğini yıkadığı sol elide şeytan ilan eder :
“Sol elinizle
yemeyiniz, içmeyiniz. Çünkü Şeytan sol eliyle yer, içer.”
Hanbeli 2/8,33

Bazı gelenekçi dini grupların kurslarında, sol elle yemek yiyen çocukların elleri dayaktan şişirilmekte, yüzü koyun yatan
çocuklar dövülüp gece yarısı kaldırılmaktadır. Çocukların psikolojisini bozan bu uygulamaların sebebi ise bu ve benzeri
hadislerdir. Kuran’da yasaklanmayan bir yeme biçimini, din adına yasaklamak; Kuran’ın anlattığı dine ilave yapmak
demektir.

3- DOĞAN ÇOCUK İLE İLGİLİ SEREMONİLER

Hikaye Hadis:
“Hazreti Peygamber çocuğa doğumunun yedinci gününde isim konmasını, çocuğun yıkanarak
pisliklerden temizlenmesini ve kurban kesilmesini emir buyurdu.”
Tirmizi, Edeb 63/2834; Ebu Davud 2837

Bu hadisi okuyan, bu hadiste kötü bir şey görmeyebilir. Fakat Kuran’da, çocuğa yedinci günde isim konmasının veya kurban
kesilmesinin “emredildiği”ne dair hiçbir şey yoktur.
Sorun, hadisteki “
emir buyurdu” ifadesindedir; Peygamber’in bu uygulamayı emretmeden, kendi tercihiyle yaptığını
düşünebiliriz, sonuçta bu uygulamalarda Kuran’a aykırı bir yön yoktur.
Fakat dinde olmayan bir emri ve sevap
kavramını dine ilave ettiği için bu hadis de uydurmadır.

İllaki hadisin zararlı bir şey ifade etmesi gerekmez. Hatta hadis iyi bir şeyi dahi “sevap” veya “emir” diye dine sokuyor veya
zararlı bir şeyi mekruh yapıyorsa bile; dine ilave getirdiği için hadisin yine uydurma olduğu anlaşılır.

Hadislerin uydurulma sebebi ne olursa olsun, insani olanı Allah’ın dinine katmak, insani ile Allah’tan olanı karıştırmaktır ki bu
da dine ihanettir.

4- KARA KÖPEKLERİ ÖLDÜRELİM Mİ? DEVE ŞEYTANDAN MI YARATILDI?

Hadis: “Tüm kara köpekleri öldürünüz. Çünkü onlar Şeytandır.”
Hanbeli 4/85, 5/54

Kuran’daki Kehf suresinde, iman eden gençler ve köpekleri anlatılır. Bu gençler övülmekte ve Kuran’ın hiçbir yerinde
köpeklerin aleyhinde hiçbir şey söylenilmemektedir. Bu ayetleri eğer hatırlamazsanız, Peygamber döneminde köpeklerin
mescitte dolaştığına dair hadisi de bilmiyorsanız, bu hadis size mantıksız da gelmiyorsa, sırf Kuran’da geçmeyen bir şeyi dine
ilave ettiğine bakarak bu hadisi ve köpekler aleyhine diğer hadisleri reddedebilirsiniz.
Bu tarz hadisler yüzünden köpeğin abdesti bozduğu gibi uydurmalar üretilmiş ve insanlar hayvanlar âlemindeki en yakın
dostlarından uzaklaştırılmışlardır.

Aslında hayvanlar âlemiyle ilgili uydurma hadisler çok fazladır.

Örneğin bir hadiste:
Horozun melek gördüğü için öttüğü,
Eşeğin şeytan gördüğü için anırdığı söylenir. (Müslim).
Farenin aslında Yahudi olduğu, bu yüzden deve sütü içmediği başka bir hadistir (Müslim Zühd).
Karganın sapkın (fasık) olduğu da hadistir (Buhari 59/16; Hanbeli, Müsned 2/52).
Devenin şeytandan yaratıldığı, dinsizlerin istismar edebileceği diğer bir hadistir (Hanbeli, Müsned 4/85). Kedinin
aslanın aksırığından,
Domuzun filin aksırığından yaratıldığını
iddia eden hadisler de vardır (El Mecruhin 1/101).

Tüm bu hadisler, islam dininin mantıksız sanılmasına sebep olmuşlardır.

Şimdi sadece Kuran’dan din anlaşılmaz diyenlere soralım:
Sizin dini anlamadaki yönteminize göre hadisler dinin
kaynağıdır. Yani Hadisler Kuran-ı Kerime karşı insanlarca üretilmiştiri Kuran yerine kullanılir hale gelmistir. Kuran terk
edilmiş Hadis kitaplarına ve o kitapları yazan uyduranları ve hadis erbablarını ilah edinmiş onlara secde eder olmuşlardır.

Eğer bu hadisleri kabul ediyorsanız, bir kez daha önce bu hadisleri sonra Kuran’ı okumanızı ve bu konu üzerinde ciddiyetle
düşünmenizi tavsiye ederim.

5- YEMEK TAKIMLARI GÜMÜŞSE DEĞİŞTİRMEK GEREK

Hadis: “Peygamber bize altın ve gümüş kap içerisinde yemek yemeyi ve su içmeyi yasakladı.’”
Buhari 12/1952

Kuran’da böyle bir yasak da, hüküm de yoktur. Bu tarzda bir ilaveyi dine sokmak, Kuran’ı yetersiz görmek, Kuran’ın
üzerine ilaveler yapmak manasına gelir.

Peygamberimiz Allah’ın indirdiği dine ilave yapmayacağına göre bu hadisin de uydurma olduğu anlaşılmaktadır. Çünkü
Peygamber Kuran'a uyar sizlerinde Kurana uymanızı isterdi. Görevide buydu.

6- ÜÇ PARMAK KESEN DÖRDÜNCÜYÜ DE KESSİN DAHA İYİ

Hadis: “Bir kadının parmaklarını kesmenin cezası, deve cinsinden tazminat olarak şöyledir; bir parmak için on
deve, iki parmak için yirmi deve, üç parmak için otuz deve, dört parmak için yirmi deve.”
Muvatta 43/11; Hanbel 2/182

Erkek olsun, kadın olsun birinin parmağını isteyerek veya yanlışlıkla kesenin ceza olarak tazminat vermesinde bir gariplik
yoktur. Fakat Kuran’da yukarıdaki gibi bir tazminat belirlenmemiştir. Yani insanlar içlerinde bulundukları devir ve şartlara
göre tazminatları belirleyebilirler. Belli bir devirde buna benzer bir tazminat verilmiş olabilirse de bu tazminatın evrensel
olduğu ve her dönemde deve üzerinden yapılması gerektiği yorumu uydurmadır, dine ilavedir. Üstelik yukarıdaki tablo
mantıklı da değildir. Nasıl üç parmağı kesmenin tazminatı otuz deve iken, dört parmağı kesmenin tazminatı yirmi deve olur?

7- KADINLARINIZI SÜNNET ETTİRDİNİZ Mİ?

Hadis: “Ey Atıyye, yufkadan sünnet et, derin gitme, çünkü yufka sünnet etmek (kanın üste çıkmasıyla) yüzü
güzelleştirir ve kocası için daha zevkli olur.”
Gazali, İhyau Ulumiddin 1/382

Kuran’da kadının sünnet olması geçmez. Sünnetin sağlığa faydalı olduğunu düşünen sünnet olabilir, ama sünnet olmak
istemeyen olmayabilir de. Bu dini bir sorumluluk değildir. Hadiste görüldüğü gibi, “kadınların sünneti” de hadisler aracılığıyla
dinimize mal edilmiş bir uygulamadır.
Hadise göre kadının sünneti derin kesilmemek kaydıyla yapılmalıdır; bu uygulama yüzü güzelleştirecektir ve kadının
kocasının zevk almasını sağlayacaktır. Ne yazık ki dine sokulan bu tip ilaveler, dinin uygulanamaz bir sistem gibi görülmesine
ve birçok kişinin gereksiz sıkıntılar çekmelerine ve dinden uzaklaşmalarına sebep olmuştur.

8- NASIL AĞAÇTIR O? NASIL DİŞTİR O? NASIL DERİDİR O?

Hadis: “Cennette bir ağaç vardır ki binekli onun gölgesinde yüz yıl gider.”
İbn-i Mace Züht 39; Müslim Cennet 6; Tirmizi Cennet 19

Hadis: “Cehennemde kafirin azı dişi Uhud dağı kadar, derisinin kalınlığı da üç günlük mesafe kadardır.”
Müslim

Hadis: “Cehennem ehli ateşte o kadar büyüyecek ki kulak memesi ile boynu arası yedi yüz yıllık mesafe kadar
olacaktır.”
Hanbel, Müsned

Hadis: “Ümmetimin fakirleri zenginlerden beş yüz sene evvel cennete girecektir.”
Tirmizi; İbn-i Mace

Kuran’da geçmeyen bu anlatımlar masallar, cenneti ve cehennemi anlama hususunda ilavelerdir. Kuran, cennet ve cehennem
tariflerini gerekli şekilde yapmıştır. Kuran gerekli izahları yapmışken bu izahları yapmak, Kuran’ın izahlarına yeterince önem
verilmemesine yol açar.
Hadislerde, Kuran’da olmayan birçok cennet ve cehennem manzarasına rastlayabiliriz. Bu açıklamalar ister mantıklı olsun,
ister mantıksız olsun hiçbirini ciddiye almamak gerekir. Sadece uygulama alanında değil, ilave bir dini anlayış getirme
alanında da hadislerin otoritesi kabul edilemez.

9-  DEVE ETİ YİYENE ABDEST ALDIRMAK

Hadis: “Peygamber deve eti yemekten soruldu; Peygamber ‘Onu yediyseniz hemen abdest alın’ dedi.”
Ebu Davud 1/185

Kuran’da deve etinin abdesti bozduğu geçmez. Bu yüzden Kuran’a ilave olan dini zorlaştırıcı bu hüküm de dine ilavedir.
Kimi mezhepciler bu hadise göre deve eti yiyenin yeniden abdest alması gerektiğini söylemişlerdir.

10- BİR NAMAZLA KURTULMAK

Hadis: “Salı günü gündüzün ortasında veya güneş yükseldiğinde kim ki her rekatında bir Fatiha, bir Ayetel Kürsi
ve üç İhlas okumak suretiyle on rekat namaz kılarsa, yetmiş gün defterine günah yazılmaz, bu yetmiş gün içerisinde
ölürse şehit olarak ölür ve yetmiş senelik günahı bağışlanır.”
Gazali, İhyau Ulumiddin 1/539

Bunlar ALLAH yerine hüküm verdiklerini sanan MEZHEP hadis erbabları bilinki ALLAH'ın ortağı ve ortakları yoktur.
Buna göre siz kimsiniz ALLAH adına hüküm veriyorsunuz?

Hadis: “Kim ki çarşamba günü güneş yükselince on iki rekat namaz kılar, her rekatında bir Fatiha, bir Ayetel
Kürsi, üç İhlas ve üç Muavezeteyn okursa arşın altından bir münadi: ‘Ey Allah’ın kulu! Geçmiş günahların
bağışlandı. Allah kabir karanlığı azabını ve kıyametin şiddetini senden kaldırdı, artık senin için fazla amele lüzum
yok’ diye bağırır ve o gün kendisi için bir Peygamber sevabı yükselir.”
Gazali, İhyau Ulumiddin 1/540

Dedim ya bunlar sapıtmış Mezhep hadis erbablarıdır. Dedikleri ALLAH kullarını cehenneme götürür.

İslam âleminin en önemli klasiklerinden kabul edilen “İhyau Ulumiddin”de Gazali, Kuran’da geçmeyen namazları
açıklamakla dine ilaveler yapmıştır.
Bu hadislere göre yetmiş günde bir bahsedilen Salı günkü namazı kılmak veya hayatta bir kez bahsedilen Çarşamba günkü
namazı kılmak bir Müslüman’a yetecektir. Bu hadislere göre tek namazla yetmiş senelik günahın bağışlanması da,
Peygamber sevabı kazanmak da mümkün olmaktadır. O zaman doğruysa getirin elinizdeki delilleri. Unutmayın ALLAH'a
bunlar ALLAH'ın haberi olmadan ortak olduklarını sanıyorlar.
ALLAH' DOĞMAMIŞ, DOĞURMAMIŞ, ORTAĞI VE ÇOCUĞU YOKTUR.
ALLAH'IN KİMEYE İHTİYACI YOKTUR. VAR ETMEK İSTEĞİNDE VAR OL DEMESİ, YOK ET DEDİĞİNDE
YOK OL DEMESİ YETERLİDİR.
EVRENİN TEK HAKİMİ, TEK YARATICISI ODUR. BENZERİ YOKTUR. Peki siz kimsiniz?

SİZ  BU  HADİSLERİ DİNİMİZE KAYNAK OLARAK YAKIŞTIRIYOR MUSUNUZ?

Hadislerin dinin kaynağı olamayacağını anlattıktan sonra hadisleri;

Kuran, diğer hadisler, mantık, ilaveler açısından inceleyip, dinin kaynağı olamayacaklarını, böylece Kuran’ın dinin tek
kaynağı olması gerektiğini gösterdim.
Bu bölümlerde kullandığımız hadislerin kimisi hem Kuran, hem diğer hadisler, hem mantıkla çelişip, hem de dine ilaveler
yapıyor.

Şimdi hadislerin dinin kaynağı olduğunu söyleyenlere ve hadisleri dinin kaynağı yapan mezheplere uyup “ben
Hanefi’yim”,
“ben Şafi’yim”, “ben Maliki’
yim” diyenlere soruyoruz: Siz bu hadisleri Allah’ın dininin kaynağı olmaya layık
görüyor musunuz?
Cevabınız eğer “Layık görmüyorum” ise o zaman, tüm hadisleri ve mezhebinizi terk etmek
zorundasınız.
Çünkü tüm bu verdiğim örnekler; hadisçi mezhepçi anlayışı savunanlara göre en itibarlı, en doğru olan
kaynaklara dayanmaktadır.

Eğer bu kaynaklar güvenilmezse, mezheplerin zihniyeti çökeceği için mezhep diye bir kurum da yoktur.

Hadis ve mezheplerin ortada kalmadığı bir durumda ise dinin kaynağı olarak Kuran tek başına kalır.

Dinin kaynağının sadece Kuran olduğunu anladıysanız; mezhep ve hadislere dayalı bilgilerinizi bir kenara bırakın, yalnız ve
yalnız Kuran’a göre dinin teorisini ve pratiğini öğrenin.

Eski bilgilerinizin geleneklere, geleneğin ise mezhep ve hadislere dayanabileceğini unutmayın. Bu yüzden zihninizi sıfırlayıp,
Kuran’a göre dini baştan yapılandırmanız çok önemlidir.

Eğer cevabınız “Layık görüyorum” ise lütfen Kuran’ı daha çok okuyun, sonra bir de hadisleri okuyun…

Hadislere inanmak Ataistliktir. Buda ALLAH'a ortak koşmak Kuranı red etmektir

Ve gerçekten O  iman edenler için bir doğruluk rehberi ve bir rahmettir.
27- Neml Suresi 77


Her Şeyin En iyisini ve Doğrusunu Yanlız Yüce ALLAH bilir



Yazarın daha önceki yazıları
Sedat Kadiroğulları
Mezheplerin Hadis Dinleri